Rize’nin çaydan sonra en güçlü ekonomik ürünü turizm olabilir. Doğası, yaylaları, kültürü ve eşsiz coğrafyası şehrin geleceğine değer katıyor.

Rize denince akla ilk olarak çay geliyor. Yıllardır şehrin ekonomisinin, kültürünün ve yaşam biçiminin önemli bir parçası olan çay, Rize’nin adeta simgesi haline geldi. Ancak artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Çayın yanında Rize’nin ikinci büyük ekonomik ürünü ne olacak?

Bence bunun cevabı çok net: Turizm.

Çünkü Rize’nin fabrikada üretilemeyecek, başka bir bölgeye taşınamayacak çok değerli bir hazinesi var: Doğası ve kültürü. Kaçkar Dağları, eşsiz yaylaları, Fırtına Vadisi, şelaleleri, kaplıcaları, ormanları, endemik bitkileri ve Karadeniz’in kendine özgü coğrafyası Rize’yi farklılaştırıyor. Anzer Balı gibi dünyaca bilinen değerlerin yanı sıra yöresel mutfağı da bu zenginliğin önemli bir parçası.

Üstelik Rize sadece yaz turizmine mahkûm değil. Doğa yürüyüşleri, rafting, dağcılık, fotoğrafçılık, yayla turizmi, gastronomi, sağlık ve termal turizm, kış sporları ve kültür turizmiyle 12 ay turizm mümkün.

Fakat burada önemli olan yalnızca turist sayısını artırmak değil. Turizmi gerçek anlamda ekonomik bir ürüne dönüştürmek gerekiyor. Turist geldiğinde köylü kazanmalı, esnaf kazanmalı, yöresel üretici kazanmalı, gençler kendi memleketinde iş bulabilmeli. Konaklama, ulaşım, rehberlik, gastronomi ve yöresel ürünler birlikte geliştirilerek turizm gelirinin şehirde kalması sağlanmalı.

Rize’nin artık turizme günübirlik bir etkinlik olarak değil, uzun vadeli bir kalkınma stratejisi olarak bakması gerekiyor.

Çay Rize’nin geçmişinin en önemli değerlerinden biriyse, turizm Rize’nin geleceğinin en güçlü ekonomik ürünü olabilir.

Yeter ki sahip olduğumuz bu büyük hazineyi tüketmeden, doğru planlayalım, markalaştıralım ve katma değere dönüştürelim. ACT