Çocuklarda besin tüketiminin ardından ortaya çıkan kurdeşen, şişme, kusma, öksürük, hırıltı ve nefes almada güçlük gibi belirtilerin besin alerjisiyle ilişkili olabileceğini söyleyen Çocuk Alerji Hastalıkları ve İmmünolojisi Uzmanı Doç. Dr. Pınar Gökmirza, bazı besin alerjilerinde belirtilerin daha geç ortaya çıkabildiğini belirtti. Doç. Dr. Gökmirza, tanının yalnızca kan veya deri testlerine dayanmadığını, çocuğun klinik öyküsünün ayrıntılı şekilde değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.
Çocuklarda besin tüketiminin ardından ortaya çıkan bazı belirtiler besin alerjisinin habercisi olabilir. Kurdeşen, şişme, kusma, öksürük, hırıltı ve nefes almada güçlük gibi şikâyetler kısa süre içinde ortaya çıkabilir. Bazı besin alerjilerinde ise belirtiler daha geç görülebilir. Kanlı-mukuslu kaka, kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları veya egzama gibi deri belirtileri de görülebilir. Liv Hospital Vadi İstanbul Çocuk Alerji Hastalıkları ve İmmünolojisi Uzmanı Doç. Dr. Pınar Gökmirza, besin alerjisinde doğru tanının önemine dikkat çekti. Tanı sürecinde çocuğun yaşadığı belirtilerin yanı sıra hangi besini ne miktarda tükettiğinin ve belirtilerin ne zaman ortaya çıktığının değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
'Besin alerjisi farklı belirtilerle ortaya çıkabilir'
Besin alerjilerinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini söyleyen Doç. Dr. Gökmirza, 'Bir besinin tüketilmesinden sonra kısa süre içinde gelişen kurdeşen, dudaklarda veya göz çevresinde şişme, kusma, öksürük, hırıltı ya da nefes almada güçlük gibi belirtiler besin alerjisini düşündürebilir. Bazı besin alerjilerinde ise belirtiler daha geç ortaya çıkabilir. Kanlı-mukuslu kaka, kusma, ishal gibi sindirim sistemi veya egzama gibi deri bulguları ön planda olabilir. Burada en önemli noktalardan biri, belirtilerin hangi besinle ilişkili olduğunun ve ne zaman ortaya çıktığının ayrıntılı olarak değerlendirilmesidir' diye konuştu.
'Tanının temelini çocuğun ayrıntılı klinik öyküsü oluşturuyor'
Besin alerjisinde tanının temelini çocuğun ayrıntılı klinik öyküsünün oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Gökmirza, 'Hangi besinin ne miktarda tüketildiği, belirtilerin ne kadar sürede başladığı, hangi belirtilerin ortaya çıktığı, nasıl seyrettiği ve daha önce benzer bir reaksiyon yaşanıp yaşanmadığı bizim için yol göstericidir. Bu bilgiler doğrultusunda gerekli gördüğümüz deri testlerini ve/veya kan testlerini planlarız. Gerektiğinde daha ayrıntılı moleküler testlerden ve besin yükleme testlerinden de yararlanabiliriz. Yani tanı, tek bir test sonucuna değil, çocuğun bütün hikâyesine dayanır' şeklinde konuştu.
'Her pozitif test alerji anlamına gelmeyebilir'
Kan ve deri testlerinin tanı sürecinde önemli araçlar olduğunu söyleyen Doç. Dr. Gökmirza, 'Kan ve deri testleri tanıda bize yardımcı olan çok değerli araçlardır. Ancak tek başlarına besin alerjisi tanısı koydurmazlar. Bu testlerde bir besine karşı duyarlılık saptanması, çocuğun o besini yediğinde mutlaka alerjik reaksiyon yaşayacağı anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle test sonuçlarını çocuğun öyküsüyle ve o besini tükettiğinde yaşadığı belirtilerle birlikte değerlendiriyoruz. Gerektiğinde daha ileri tanısal yöntemlere veya hastane koşullarında yaptığımız besin yükleme testine başvurabiliyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca testin pozitif olup olmaması değil, test sonucunun çocuğun klinik hikâyesiyle ne kadar örtüştüğüdür' dedi.
'Gereksiz besin kısıtlamaları büyüme ve gelişmeyi etkileyebilir'
Çocukluk döneminde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlıklı büyüme ve gelişme açısından önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Gökmirza, 'Gerçekten gerekli olmadığı halde süt, yumurta, buğday gibi temel besinlerin veya birden fazla besinin uzun süre diyetten çıkarılması beslenmeyi zorlaştırabilir. Bunun yanında besin alerjisi etiketi çocuğun okuldan sosyal etkinliklere kadar günlük yaşamını, ailelerin de yaşam kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle besin alerjisinde doğru tanı kadar, yanlış etiketlemelerden ve gereksiz kısıtlamalardan kaçınmak da önemlidir' ifadelerini kullandı.
'Korkuyla çok sayıda besini hayatınızdan çıkarmayın'
Besin alerjisi şüphesinde çok sayıda besinin gelişigüzel şekilde diyetten çıkarılmaması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Gökmirza, 'Besin alerjisi şüphesinde korkuyla çok sayıda besini çocuğun ve emziren annenin hayatından çıkarmak yerine öncelikle doğru tanının konulması gerekir. Bu nedenle tanı ve takip de çocuğa özel planlanmalıdır. Amacımız gerçek riskleri doğru belirleyerek çocuğu korurken, mümkün olduğunca normal, dengeli ve yaşına uygun beslenmesini ve günlük yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktır. Her çocuğun hikâyesi, duyarlılığı ve besinlere verdiği tepki farklıdır. Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı tarafından yapılacak ayrıntılı değerlendirme, besin alerjisinin doğru tanısı ve çocuğa özel yönetim planı açısından önemlidir' dedi.