Kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyen ve günlük hayatta sıkça yapılan hatalara dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Karabulut, kalp sağlığını korumak için beş önemli uyarıda bulundu.
Tüm dünyada yaşamı tehdit eden sağlık sorunlarının başında gelen kalp ve damar hastalıkları, değiştirilebilir yaşam tarzı alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Günlük yaşamda farkında olmadan gelişen bazı basit alışkanlıklar, kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir.
Daviva Avcılar Hastanesi Kardiyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Umut Karabulut, günlük yaşamda kalp ve damar sağlığı konusunda en sık yapılan 5 kritik hata ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında önemli uyarılarda bulundu.
Hareketsiz bir yaşam sürmek ve egzersizi ihmal etmek
Doç. Dr. Karabulut, 'Kalp damar sağlığını olumsuz etkileyen en önemli faktörlerin başında hareketsiz yaşam tarzı gelmektedir. Kalp sağlığı kılavuzlarına göre bireylerin haftada toplam 150 dakikayı tamamlayacak şekilde düzenli egzersiz yapması önerilmektedir. Tercihen orta tempolu yürüyüş en ideal seçenek olmakla birlikte, yüzme veya yavaş tempolu aktiviteler de tercih edilebilir. Bu süre haftanın geneline yayılarak günlük 20-30 dakikalık tempolu yürüyüşler şeklinde veya gün aşırı programlanarak kolayca tamamlanabilir' dedi.
Sofrada ilave tuz kullanmak
'Özellikle toplumumuzda en sık karşılaşılan hatalardan biri tuz kısıtlamasına uyulmamasıdır' diyen Karabulut, Günlük beslenmede tüketilen ekmek, peynir ve zeytin gibi temel gıdalar vücudun günlük ihtiyacı olan yaklaşık 2 gram sodyumu ve 5 gram tuzu karşılamaktadır. Yaklaşık bir tatlı kaşığına denk gelen bu miktarın aşılmaması ve yemeklere ekstra tuz ekleme alışkanlığından kesinlikle vazgeçilmesi gerekir. Özellikle hipertansiyon hastalarında bu sınırın yarı yarıya düşürülerek tuz tüketiminin günde 2-2,5 gramın altına çekilmesi hayati önem taşımaktadır' sözleriyle tuz kullanımındaki ölçüye dikkat çekti.
Kronik stresle başa çıkamamak ve dinlenmeye zaman ayırmamak
Günlük hayatın getirdiği yoğun stresin doğrudan kalp atış hızını artırırken kan basıncının da tehlikeli seviyelere yükselmesine zemin hazırladığını belirten Doç. Dr. Karabulut, 'Kontrol altına alınamayan kronik stres; inme (felç), kalp krizi ve ani kardiyovasküler ölüm riskini belirgin şekilde tetikleyebilir. Bu nedenle stresi hafifletici aktivitelere yönelmek, zihinsel rahatlama tekniklerini uygulamak ve gün içerisinde kişisel dinlenme zamanları oluşturmak kalp sağlığının korunmasında temel bir adımdır' dedi.
Şikâyet olmadığı için kalp kontrollerini aksatmak
'Hiçbir şikâyetim yok' düşüncesiyle rutin kontrollerin ihmal edilmesinin sessizce ilerleyen kalp problemlerinin gözden kaçmasına yol açabildiğini belirten Karabulut şu ifadeleri kullandı: 'Belirti vermeden seyredebilen kan şekeri ve kolesterol yükseklikleri ancak rutin kan tetkikleriyle anlaşılır. Ayrıca istirahat halinde veya günlük yürüyüşlerde fark edilmeyen damar tıkanıklıkları; efor testi ve ekokardiyografi gibi tarama araçlarıyla erken aşamada tespit edilebilir. Son dönemlerde BT Koroner Anjiyografi de özellikle kalbin yakından değerlendirilmesini sağlayan ileri bir görüntüleme yöntemi olarak öne çıkmaktadır. Gerekli durumlarda mutlaka yapılmalıdır.'
Yetersiz sıvı tüketimi ve düzensiz yaşam alışkanlıklar
'Kalp ve damar sisteminin dolaşım dengesini koruyabilmesi için günlük sıvı alımına özen gösterilmelidir. Yetersiz su tüketimi kan akışkanlığını ve damar direncini etkileyebilir. Kalp damar hastalıklarından korunmak için düzenli kontrolleri aksatmamak, günlük tuz ve sıvı dengesini gözetmek, stresi kontrol altında tutmak ve haftalık egzersiz hedeflerini tamamlamak uzun ve sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmez kurallarıdır' diyen Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle noktaladı:
'Kalp ve damar sağlığını korumak, günlük yaşamda benimsenecek doğru ve tutarlı alışkanlıklarla mümkün olabilmektedir. Haftalık egzersiz hedeflerini tamamlamak, sofrada ilave tuz kullanımını bırakmak, stres faktörlerini yönetmek ve günlük yeterli sıvı almak kalp krizi ve inme gibi hayati riskleri önemli ölçüde azaltır. Hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen sessiz damar hastalıklarına karşı düzenli kardiyoloji kontrollerini aksatmamak, kalp sağlığını güvence altına almanın en temel adımıdır.'





