☰
✕
KÜLTÜR SANAT

Son deveci Sarıkeçili: 73 yaşında atalarının geleneğini yaşatıyor

Kış aylarını Mersin'in Aydıncık ilçesinde, yaz aylarını ise Konya'nın Hadim ilçesindeki Aladağ Mantarlık Yaylası'nda geçiren Sarıkeçili Yörüklerinden 73 yaşındaki 'Kuş Ali' lakaplı Ali Uçar, çocukluğundan bu yana sürdürdüğü konargöçer hayatıyla asırlık yörük kültürünü yaşatıyor. Uçar, Sarıkeçili yörüklerinde devecilik geleneğini sürdüren son kişi olduğunu belirterek, 'Son kalan nesil de benim. Ölünceye kadar atalarımızdan kalan bu geleneği sürdüreceğim' dedi.

Abone Ol

Kış aylarını Mersin'in Aydıncık ilçesinde, yaz aylarını ise Konya'nın Hadim ilçesindeki Aladağ Mantarlık Yaylası'nda geçiren Sarıkeçili Yörüklerinden 73 yaşındaki 'Kuş Ali' lakaplı Ali Uçar, çocukluğundan bu yana sürdürdüğü konargöçer hayatıyla asırlık yörük kültürünü yaşatıyor. Uçar, Sarıkeçili yörüklerinde devecilik geleneğini sürdüren son kişi olduğunu belirterek, 'Son kalan nesil de benim. Ölünceye kadar atalarımızdan kalan bu geleneği sürdüreceğim' dedi.

'15 yaşından beri develerle iç içe'

Çocukluk yıllarından itibaren konargöçer hayatın içinde bulunan Ali Uçar, 15 yaşından bu yana develerle ilgilendiğini söyledi. Deveciliğin kendisine atalarından miras kaldığını ifade eden Uçar, develere karşı ayrı bir sevgisinin bulunduğunu belirtti.

Uçar, 'Ben 15 yaşından beri develerle uğraşıyorum. Bu bana atalarımdan kalan bir meslek. Develere karşı ayrı bir sevgim var. Bizim Yörüklerde eskiden develer çoktu. Herkes şimdi arabalara, traktörlere döndü. Develeri sattılar. Şu anda sadece bende kaldı. Bende de 10'dan fazla deve var. Onlardan vazgeçmem mümkün değil' diye konuştu.

'Son kalan nesil de benim'

Yörük kültürünün gelecek nesillere aktarılması için mücadele ettiğini anlatan Uçar, yaşının ilerlemesine rağmen konargöçer hayatı sürdürmeye devam ettiğini söyledi. Uçar, 'Bu meslek atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir meslek. Bu geleneğimizi yaşatmak için çaba sarf ediyoruz. Biz de yaşlandık. Bir gün biz de bu mesleği bırakacağız ama ne zaman bırakacağımızı Allah bilir. Develeri çok seviyorum. Ölünceye kadar atalarımızdan kalan bu geleneğimizi sürdürmeye devam edeceğim. Son kalan nesil de benim' dedi.

'Yaylaya yolculuk Nisan ayında başlıyor'

Kış aylarını Mersin'in Aydıncık ilçesinde geçiren Uçar ve ailesinin yayla yolculuğu her yıl Nisan ayında başlıyor. Hava şartlarına göre Mayıs ayının başlarında Konya'nın Hadim ilçesindeki Aladağ Mantarlık Yaylası'na ulaşan yörükler, yaklaşık 6 ay boyunca yaylada kalıyor. Uçar, 'Yaylaya yolculuğumuz Nisan ayının başında başlar. Hava şartlarına göre Mayıs ayının başlarında konaklama yerindeki yaylaya varırız. Burada hava şartlarına göre yaklaşık 6 ay kalırız. Duruma göre Ekim veya Kasım ayında dönüşümüz başlar. Bu da hava şartlarına göre değişir' ifadelerini kullandı.

'Develer artık yük taşımıyor'

Geçmişte yörüklerin göç sırasında en önemli taşıma araçlarından biri olan develer, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte yük taşımacılığındaki görevini büyük ölçüde kaybetti. Uçar, 'Eskiden yaylaya giderken develere yüklerimizi sarardık. Şimdi yükte kullanmıyoruz. Yüklerimizi traktörle götürüyoruz. Diğer yörüklerimizde develer kalmadı' dedi. Develerin halen alıcısının bulunduğunu belirten Uçar, 'Devenin alıcısı çok olur. Bazen adaklık, kurbanlık alırlar. Bazıları da turistik yerlere alırlar. Deven olsa satılır' diye konuştu.

'Göçlerde en dayanıklı hayvan keçi'

Sarıkeçili yörüklerinin geleneksel hayvancılığında kıl keçisinin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uçar, geçmişte koyun da beslediklerini ancak konargöçer hayat şartlarına daha dayanıklı olması nedeniyle geçiciliğin öne çıktığını söyledi. Uçar, 'Sarıkeçili yörüklerinde kıl keçisi olur. Eskiden koyun vardı ama ondan vazgeçtiler. Çünkü göçlerde en dayanıklı keçi oluyor' ifadelerini kullandı.

'Kıl çadır olmadan yaşayamayız'

Yörük kültürünün en önemli sembollerinden biri olan kıl çadırın kendileri için vazgeçilmez olduğunu anlatan Uçar, her konaklama yerinde kıl çadırlarını kurduklarını söyledi. 'Kıl çadır olmazsa olmaz. Biz kıl çadır olmadan yaşayamayız. Her konduğumuz yere kıl çadırı kurarız. Kıl çadırı kurmak çok kolaydır. Biz beş dakikada çadırı hemen kurarız. Kıl çadır olmadan yaşayamayız. Çünkü bu bizim geleneğimiz, göreneğimizdir' diyen Uçar, yörük hayatının çadır, hayvan ve göç üçgeninde devam ettiğini belirtti.

'Evimiz olsa da içinde bir gün bile yatmıyoruz'

Ali Uçar'ın 70 yaşındaki eşi Hatice Uçar'da kendisinin yörük kızı olduğunu ve doğduğu günden bu yana konargöçer hayat yaşadığını söyledi. Çocuklarını da kıl çadırlarda büyüttüğünü belirten Uçar, hayvanları olduğu sürece bu hayat biçiminden vazgeçmelerinin mümkün olmadığını ifade etti.

Hatice Uçar, 'Ben de yörük kızıyım. Doğduğumdan beri konargöçer hayat yaşıyorum. Kıl çadırda yatıp kıl çadırda kalkıyorum. Çocuklarımı kıl çadırlarda büyüttüm. Evimiz olsa da evimizde kalamıyoruz. Bu mallar olduğu sürece konargöçer hayat yaşıyoruz. Bu çadırın içinde yaşamak zorundayız' dedi.

'Ev yüzü görmüyoruz'

Yayladan Bozyazı ilçesine indiklerinde de kıl çadırlarda yaşamaya devam ettiklerini anlatan Hatice Uçar, hayvanların başından ayrılmadıkları için şehir hayatına uzak kaldıklarını söyledi. Uçar, 'Yayladan Bozyazı ilçesine inince de yine kıl çadırda yaşamaya devam ediyoruz. Ev yüzü görmüyoruz. Dağın başında yaşıyoruz. Mut ilçesinde evimiz olsa da içinde bir gün bile yatmıyoruz. Evimiz olsa ne olacak? Bir yere gidip oturamıyoruz. Keçiler olunca onların başından ayrılmıyoruz. Bir şehre inemiyoruz. Her zaman dağın başındayız. Bizimki de böyle' diye konuştu.

'Böyle doğduk, böyle yaşıyoruz'

Konargöçer hayatın ve hayvancılığın zor olduğunu ancak kendilerinin bu hayat biçimine doğdukları günden itibaren alıştığını ifade eden Hatice Uçar, kendileri için zorluğun zamanla hayatın doğal bir parçası haline geldiğini belirtti. Uçar, 'Konargöçer hayatta hayvancılık tabii ki zor. Zor da olsa biz alışkın olduğumuz için bize kolay. Böyle doğduk, böyle yaşıyoruz. Sürekli bunun içinde olunca biz alışıyoruz. Tabii ki bilmeyene çok zor gelir' dedi.

'Hasta olsak bile malları bırakıp gidemiyoruz'

Hayvanların bakımının sürekli devam ettiğini belirten Hatice Uçar, kendileri hastalansalar dahi hayvanları bırakıp bir yere gitmelerinin mümkün olmadığını belirterek 'Hasta olsak bir yere gidemiyoruz. Malları koyup gidemiyoruz. 'Bugün, yarın iyi oluruz' diyoruz. Hayvanları bırakıp gidemiyoruz' ifadelerini kullandı.

'Babam da yörüktü, eşim de yörük'

Yörüklüğün kendisi için ailesinden gelen bir hayat biçimi olduğunu ifade eden Hatice Uçar, babasının da yörük olduğunu, evlendikten sonra da aynı hayatı sürdürdüğünü kaydetti. Uçar, 'Babam da yörüktü. Yörük kızıyım. Evlendim, eşim de yörük. Doğduğumdan beri konargöçer hayat yaşıyorum' dedi. Yaylada hayvanlarını ormanın izin verdiği bölgelerde otlatıyoruz konargöçer yörükler farklı bölgelere dağıldı. Bir yerde başka akrabalarımız olmaz. Herkes farklı bölgelere gider' dedi.

73 yaşındaki Ali Uçar ve eşi Hatice Uçar, zorlu şartlara rağmen atalarından miras aldıkları konargöçer hayatı sürdürmeye devam ediyor. Kıl çadırları, keçileri ve develeriyle mevsimlere göre yayla ile kışlak arasında göç eden Uçar ailesi, Sarıkeçili yörüklerinin asırlık hayat kültürünü yaşatmaya çalışıyor.