<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Rize / Rize Haber / Son Dakika Rize Haberleri</title>
    <link>https://gazeterize.com</link>
    <description>Rize Haber, Rize Haberleri, Son Dakika Rize Haberleri, Artvin, Artvin Haberleri, Trabzon, Trabzon Haberleri, Çaykur Rizespor, Rizespor Haberleri, Çaykur, 53, Rize, Haber,</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://gazeterize.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 12 Aug 2026 15:04:35 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Iğdır'da yılan sokması vakaları arttı: Uzmanından kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Iğdır'da sıcak havaların etkisini artırmasıyla birlikte yılan sokması vakalarında da artış yaşandı. Son bir ayda hastaneye yılan sokması nedeniyle üç kişi başvururken, uzmanlar özellikle zehirli yılanlara karşı vatandaşları dikkatli olmaları ve yanlış müdahalelerden kaçınmaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Iğdır'da sıcak havaların etkisini artırmasıyla birlikte yılan sokması vakalarında da artış yaşandı. Son bir ayda hastaneye yılan sokması nedeniyle üç kişi başvururken, uzmanlar özellikle zehirli yılanlara karşı vatandaşları dikkatli olmaları ve yanlış müdahalelerden kaçınmaları konusunda uyardı. </p><p>Iğdır'da yazın hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte yılan sokması vakalarında da artış yaşandı. Son bir ay içerisinde hastaneye 3 yılan sokması vakası başvururken, uzmanlar vatandaşlara uyarılarda bulundu. Iğdır'ın özellikle doğal alanlar açısından zengin bir şehir olduğunu belirten Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Burak Yenikaya, temmuz ve ağustos aylarında sıcaklığın zirve yapmasıyla birlikte bazı zehirli yılanlarla karşılaşma durumlarının arttığını söyledi. Dr. Yenikaya, 'Özellikle son bir ay içinde hastanemize üç adet yılan sokması vakası başvurdu. Hastaların hemen tedavisine başladık. Bir hastamızı taburcu ettik, ikisinin de hala tedavisi sürmekte' dedi. </p><p>Yılan sokması durumunda yapılması gerekenlere ilişkin bilgi veren Dr. Yenikaya, vatandaşların öncelikle panik yapmaması gerektiğini belirterek, 'Yılan sokması durumunda vatandaşlarımızın ilk olarak yapacağı şey, panik yapmadan ve yılan soktuğu uzvu hareket ettirmeden sabit bir şekilde beklemek, asla hareket ettirmeye çalışmamak' dedi. </p><p>Toplum arasında yılan sokmalarına ilişkin yanlış uygulamaların bulunduğuna dikkat çeken Dr. Yenikaya, sözlerini şöyle sürdürdü: </p><p>'Özellikle toplum arasında da çok yanlış bilinen uygulamalar mevcut. Bunlardan biraz bahsedeyim. Özellikle yılanın soktuğu bölgeyi bir bıçak veya kesici bir alet aracı ile kanını akıtmak aracılığıyla kesmek, çizmek ve oradaki zehri emmeye çalışmak toplumumuzda sıkça bilinen fakat çok yanlış uygulamalardır. Vatandaşlarımızın bu yanlış uygulamayı kesinlikle yapmasını istemiyoruz.' </p><p>Zehirli yılanın yeniden saldırabileceğine dikkat çeken Dr. Yenikaya, 'Zehirli bir yılan sokması vakasında yılanın tekrar sokabileceği göz önünde bulundurulup ortamdan, en azından yılandan uzaklaşabilecek şekilde hareket etmek. Sonra bundan sonra ilk olarak hareketsiz kalmak, panik yapmamak ve mutlaka 112'yi aramak' ifadelerini kullandı. </p><p>'Zaman kaybetmeden 112 aranmalı' </p><p>Yılan sokmalarında zamanın büyük önem taşıdığını belirten Dr. Yenikaya, 'Çünkü zamana karşı bir yarış halindeyiz. Bu zehir zaman geçtikçe daha fazla vücuda, kan dolaşımına katılmaya başlıyor. O yüzden zaman kaybetmeden 112'yi arayıp ambulans çağırmak en önemli basamağı oluşturuyor' dedi. </p><p>Bilinçsiz şekilde uygulanan turnikelerin de ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Dr. Yenikaya, 'Özellikle bu turnike uygulaması da; bilinçsizce yapılan turnike uygulamaları dokuya giden kan akımını azalttığı için o dokuda iskemik ve nekroz dediğimiz doku çürümesine neden olabilir. Ve bu da ilerleyen dönemde uzuv kaybına yol açabilir. Bu yüzden bu turnike uygulamasından mümkün olduğu kadar yılan sokması durumunda kaçınmamız gerekiyor' diye konuştu. </p><p>'Solunum felcine kadar ilerleyebiliyor' </p><p>Yılan zehirlenmesinin belirtilerine de değinen Dr. Yenikaya, 'Bu zehirlenme belirtileri arasında yılanın soktuğu uzuvda hızla ilerleyen ödem, morarma ve bazen kanama bozukluğu, burunda, gözde veya idrarda ciddi kanamalar yapabiliyor. Veya bazı zehirli yılan vakalarında sinir sistemini ve solunum sistemini etkileyerek, solunum felcine kadar ilerleyen durumlara neden olabiliyor' dedi. </p><p>Hastanede yılan sokmalarında kullanılmak üzere panzehir bulunduğunu belirten Dr. Yenikaya, 'Bu panzehir dediğimiz yılan serumu bizim hastanemizde de mevcut. Hatta stoklarını sürekli gözden geçiriyoruz. Sağlık Müdürlüğü'ne eksik stok varsa mutlaka yerine koyuyoruz. Türkiye'deki zehirli yılanların neredeyse tümünü kapsayacak şekilde panzehirlerimiz mevcut. Bu vakalarla karşılaşınca acil servisimizde ilk olarak bu panzehiri değerlendirerek veriyoruz' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Tarlalar ve taşlık alanlarda dikkatli olunmalı' </p><p>Yılan sokmalarından korunmak için özellikle yılanların yaşam alanlarından uzak durulması gerektiğini belirten Dr. Yenikaya, 'Öncelikle yılan sokmasından korumak için bu zehirli yılanlarla karşılaşacağımız bölgelerden uzak durmamız gerekiyor' dedi. </p><p>Riskli bölgeleri de sıralayan Dr. Yenikaya, 'Özellikle tarlalar, taşlık ve kayalık bölgeler, odun ve taş birikintilerinin çevreleri ve Ağrı Dağı çevresindeki özellikle yayla kısımları. Bu yerlerden uzak durmamız gerekiyor' diye konuştu. </p><p>Dr. Yenikaya, yılan sokmalarına karşı ayak bileğini de kapsayan uzun ayakkabı, bot veya çizme giyilmesini tavsiye ederek, 'Yılanın sokacağı bölgeleri korumak için ayak bileğini de kapsayan uzun ayakkabı veya botlar, çizmeler giyilmesi uygun olacaktır' dedi. </p><p>Dr. Yenikaya, 'Şimdi tüm yılan sokmalarında sokan yılanın zehirli olduğunu kabul edip, öncelikle panik yapmayıp, yanlış uygulamalardan kaçınarak 112'yi aramak. İlk yapacağımız şey bu. 112'yi arayıp, ambulansın gelmesini bekleyeceğiz ve yanlış uygulamalardan kaçınacağız' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Iğdır, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:03:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/igdirda-yilan-sokmasi-vakalari-artti-uzmanindan-kritik-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="74814"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kene tutunması sonrası hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/kene-tutunmasi-sonrasi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/kene-tutunmasi-sonrasi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yozgat'ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle tedavi gören kadın hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yozgat'ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle tedavi gören kadın hayatını kaybetti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çorum'un Alaca ilçesine bağlı Killik köyünde yaşayan Ş.T. (57), 1 hafta önce vücuduna kene tutundu. Ş.T. rahatsızlanınca Alaca Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Yozgat Bozok Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edilen Ş.T., 1 haftadır tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. </p><p>Cenazesinin Killik köyünde ikindi namazını müteakip kılınacak olan cenaze namazının ardından köy mezarlığına defnedileceği öğrenildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yozgat, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/kene-tutunmasi-sonrasi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 13:27:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/kene-tutunmasi-sonrasi-hayatini-kaybetti.jpg" type="image/jpeg" length="22978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Seydikemer Zorlar'ın su kesintisi ve basınç sıkıntısı gideriliyor]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/seydikemer-zorlarin-su-kesintisi-ve-basinc-sikintisi-gideriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/seydikemer-zorlarin-su-kesintisi-ve-basinc-sikintisi-gideriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MUSKİ Genel Müdürlüğü, Seydikemer ilçesi Zorlar Mahallesi Çeşmeözü mevkiinde artan içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla mevcut su kaynaklarını iyileştirme ve yeni kaynakları sisteme kazandırma çalışmalarını sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MUSKİ Genel Müdürlüğü, Seydikemer ilçesi Zorlar Mahallesi Çeşmeözü mevkiinde artan içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla mevcut su kaynaklarını iyileştirme ve yeni kaynakları sisteme kazandırma çalışmalarını sürdürüyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>MUSKİ Genel Müdürlüğü, Seydikemer ilçesi Zorlar Mahallesi Çeşmeözü kaynaklarında çalışma başlattı. Çalışma kapsamında kullanım ömrünü tamamlamış iki adet, kaynaktan çıkan suyun toplanarak şebekeye aktarılmasını sağlayan yapı (kaptaj) yenilenirken iki yeni kaptaj da sisteme kazandırılıyor. Böylece mahallede yaşanan su kesintileri ve basınç sorunlarının ortadan kalkması hedefleniyor. </p><p>İki kat içme suyu sağlanacak </p><p>MUSKİ ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında geçmiş yıllarda vatandaşlar tarafından yüzeysel yöntemlerle oluşturulan ve ekonomik ömrünü tamamlayan mevcut içme suyu hatları yenileniyor. Artan içme suyu ihtiyacını karşılamak ve özellikle yüksek kotlarda yaşanan su sorunlarını azaltmak amacıyla sürdürülen ilave kaptaj çalışmalarıyla mahalleye ulaşan su miktarı artırılıyor. Çalışmaların tamamlanmasıyla mevcut durumda saniyede 2 litre olan kaynak suyu saniyede 4 litreye çıkarılacak. </p><p>'Daha modern bir sistem kuruluyor' </p><p>Seydikemer Zorlar Mahallesi'nde yürütülen kaptaj çalışmaları hakkında mahalle sakinlerinden Mehmet Abarlı, mevcut sistemin geçmişte imece usulüyle yapıldığını belirterek, 'Şimdi belediyemizin imkanlarıyla daha modern bir sistem kuruluyor. Suyumuzun daha düzenli şekilde depolara ulaşacak.' dedi. </p><p>Zorlar Mahallesi Muhtarı Süleyman Karaşal de MUSKİ'ye başvurduklarını ve hızla çalışmalara başladıklarını belirterek, 'Çalışmalar tamamlandığında özellikle yaz aylarında yaşanan su sıkıntılarının azalmasını bekliyoruz. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras'a, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül'e ve sahada görev yapan MUSKİ ekiplerine teşekkür ediyorum' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Muğla, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/seydikemer-zorlarin-su-kesintisi-ve-basinc-sikintisi-gideriliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 12:22:13 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/seydikemer-zorlarin-su-kesintisi-ve-basinc-sikintisi-gideriliyor.jpg" type="image/jpeg" length="23458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda göz kaşıması tehlikenin habercisi]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/cocuklarda-goz-kasimasi-tehlikenin-habercisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/cocuklarda-goz-kasimasi-tehlikenin-habercisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Alpaslan Koç, yaz aylarında çocukların göz kaşımasının alerji de dahil birçok soruna sebep olabileceğini söyleyerek, 'Gözleri kaşımak çocuklarda astigmata neden oluyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Alpaslan Koç, yaz aylarında çocukların göz kaşımasının alerji de dahil birçok soruna sebep olabileceğini söyleyerek, 'Gözleri kaşımak çocuklarda astigmata neden oluyor' dedi. </p><p>'Göz kaşıması kornea nakline kadar gidebilir' </p><p>Çocuklarda göz kaşımasının kornea nakline kadar gidebileceğini söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç, 'Çocuklarda göz alerjileri bu dönemlerde çok sık görüyoruz. Çocuklarda gözlerde kızarıklık, yanma batma ve özellikle güneşe çıktıkları zaman ciddi anlamda kaşınma olmakta. Özellikle çocuk gruplarında göz kaşımasından biz çok korkuyoruz. Çünkü gözleri kaşımak çocuklarda hem astigmata sebep oluyor. Astigmat çok önemli değil onu çözebiliyoruz ama sonrasında korneada o mikro travmalarla beraber kornea incelmesine ve keratokonus dediğimiz kornea nakline gidebilecek hastalıklara ilerleyebilmekte. O yüzden çocukların göz kaşıma işini çok önemsememiz gerekiyor bu dönemlerde. Çocuklarda genellikle kızarıklık olur. Kaşınma dışında sulanma olur, batma yanma hissiyatı olur ve dışarı çıktıkları zaman çocuklar gözlerini açamaz ve bir kamaşma hissiyatı olur. Genellikle en sık belirtileri bunlardır. Aileler bu konuda şunlara dikkat etmesi gerekiyor, özellikle yaz döneminde güneş gözlüğü çocuklarda çocuk güneş gözlüklerini biz kesinlikle öneriyoruz. Çocukların alacağı güneş gözlüklerinin bir CE sertifikası olması gerekiyor ve UV400 filtrelerinin olması gerekiyor. Bunun için optikçilerden gözlük almalarını genellikle tavsiye ediyoruz. Onun dışında herhangi bir markası olmayan koyu renkli gözlük camları faydadan daha çok zarar veriyor çocuklara, göz bebeklerini büyütüp o ışınların gözün arkasına geçmesine sebep oluyor. Bunlara özellikle dikkat etmek gerekiyor. Onun dışında şapka kullanımı çok önemli. Çocuklar gözlerini çok fazla kaşıyorsa gerekirse bir göz muayenesi yapıp antihistaminik damlalarla bunu çözmek gerekiyor. Ancak bazen aileler böyle kortizonlu damlalar kendileri başlıyor çocukların gözünü rahatlatabiliyor ama bu damlaların uzun vadede çocuklara zararı olabilmekte' dedi. </p><p>'Kaşıntıya muhakkak çözüm bulmak gerekli' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dr. Koç, eğer çocuklarda göz kaşıması varsa mutlaka çözümünün bulunması gerektiğini söyleyerek, 'Öncelikle şunu söylemek isterim, yani göz kaşımak herkes kaşıdığı zaman gözlerde çok ciddi bir rahatlamaya sebep oluyor ve bu bir alışkanlık haline gelebiliyor. Her yaş grubunda göz kaşımak böyle masum gibi görünse de çok ciddi sıkıntılarla karşılaşabiliyoruz. Eğer çocuğunuz gözlerini kaşıyorsa muhakkak bunun çözümünü bulmak lazım. Verdiğimiz damlaları soğuk olarak yapmak gerekirse çocuklar dışarıdan içeri geldiği zaman ellerini ve yüzlerini, göz çevresini soğuk suyla yıkamaları alerjilerini oldukça rahatlatacaktır. Verdiğimiz damlaları soğuk olarak uygulamaları ekstra olarak alerjilerini baskılayacaktır. Yani ben final olarak şunu söylemek isterim çocuklarınız gözünü kaşıyorsa kaşımayı çözmek için gerekli tüm tuşlara basmak gerekir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kayseri</category>
      <guid>https://gazeterize.com/cocuklarda-goz-kasimasi-tehlikenin-habercisi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:55:24 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/cocuklarda-goz-kasimasi-tehlikenin-habercisi.jpg" type="image/jpeg" length="26216"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Büyükşehir Belediyesi'ne iki önemli sağlık ünvanı]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Büyükşehir Belediyesi(SBB), Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen program kapsamında 'Sağlığı Geliştiren Belediye' ünvanını almaya hak kazandı. Belediye ayrıca 'Bebek Dostu Destekleyici Kuruluş' ünvanını da alarak bu ünvana sahip Türkiye'deki 4. büyükşehir belediyesi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Büyükşehir Belediyesi(SBB), Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen program kapsamında 'Sağlığı Geliştiren Belediye' ünvanını almaya hak kazandı. Belediye ayrıca 'Bebek Dostu Destekleyici Kuruluş' ünvanını da alarak bu ünvana sahip Türkiye'deki 4. büyükşehir belediyesi oldu. </p><p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yerel yönetimlerde sağlıklı yaşamı destekleyen uygulamaları güçlendirmek amacıyla yürütülen Sağlığı Geliştiren Belediye (SAGEB) Programı kapsamında Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin belgelendirme süreci tamamlandı. </p><p>Süreç sonucunda belediyeye verilen 'Sağlığı Geliştiren Belediye Belgesi', Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras tarafından Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'a takdim edildi. Belgenin, belediyenin sağlıklı yaşamı destekleyen şehircilik anlayışını benimsediğinin ve toplum sağlığını geliştirmeye yönelik çalışmalarını kurumsal bir yaklaşımla sürdürdüğünün göstergesi olduğu belirtildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Törende ayrıca Sağlık Bakanlığı çalışmaları kapsamında Samsun Büyükşehir Belediyesine 'Bebek Dostu Destekleyici Kuruluş' ünvanı da verildi. Bu ünvanla Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'de bu ünvana sahip 4. büyükşehir belediyesi oldu. </p><p>Belge takdim törenine Başkan Halit Doğan ve İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras'ın yanı sıra Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Şahin, başkan yardımcıları, belediyenin ilgili daire başkanları ve birim sorumluları katıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://gazeterize.com/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:38:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani.jpg" type="image/jpeg" length="17434"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muğla TRSM'nin ruh sağlığı uygulamaları Türkiye'ye örnek oldu]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/mugla-trsmnin-ruh-sagligi-uygulamalari-turkiyeye-ornek-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/mugla-trsmnin-ruh-sagligi-uygulamalari-turkiyeye-ornek-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) yürütmüş olduğu toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri ve yenilikçi klinik uygulamalarıyla ulusal düzeyde 'iyi uygulama örneği' olarak gösterildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) yürütmüş olduğu toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri ve yenilikçi klinik uygulamalarıyla ulusal düzeyde 'iyi uygulama örneği' olarak gösterildi. </p><p>Avrupa Birliği ve Dünya Sağlık Örgütü finansmanıyla yürütülen Ruhsal Engelli Bireyler için Sosyal İçerme Projesi kapsamında, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğiyle '4. Yıllık Eğitim Ağları Toplantısı' gerçekleştirildi. Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin etkililiğinin değerlendirilmesi, toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerinin mevcut durumunun gözden geçirilmesi ve geleceğe yönelik önceliklerin belirlenmesi amacıyla düzenlenen organizasyonda, Türkiye genelindeki 192 TRSM'yi kapsayan ihtiyaç değerlendirmesi sonuçları kamuoyu ve uzmanlarla paylaşıldı. Projede 2018 yılından bu yana eğitici olarak görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Derya Şahin ve Hemşire Medine Göçer Işık, toplantıda Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezini temsil etti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şahin ve Işık, merkez bünyesinde sürdürülen toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerini ve hayata geçirilen yenilikçi klinik uygulamaları 'iyi uygulama örneği' başlığı altında sunarak diğer merkezlere ve katılımcılara detaylarıyla aktardı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Muğla, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/mugla-trsmnin-ruh-sagligi-uygulamalari-turkiyeye-ornek-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:35:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/mugla-trsmnin-ruh-sagligi-uygulamalari-turkiyeye-ornek-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="45404"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın çocukların diş sağlığını korumanın yolları]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/yazin-cocuklarin-dis-sagligini-korumanin-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/yazin-cocuklarin-dis-sagligini-korumanin-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş Hekimi Dr. Dt. Melisa Albayrak, yaz tatilinde değişen beslenme düzeninin çocukların ağız ve diş sağlığını olumsuz etkilememesi için önemli önerilerde bulundu. Albayrak, 'Çocukların gün boyunca yudum yudum meyve suyu tüketmesi yerine, meyve suyunun mümkün olduğunca öğünlerle birlikte ve sınırlı miktarda tüketilmesi daha doğru bir yaklaşım. Tüketimin ardından su içmek veya ağızda suyu çalkalamak, ağız ortamındaki asitlerin seyrelmesine yardımcı olabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş Hekimi Dr. Dt. Melisa Albayrak, yaz tatilinde değişen beslenme düzeninin çocukların ağız ve diş sağlığını olumsuz etkilememesi için önemli önerilerde bulundu. Albayrak, 'Çocukların gün boyunca yudum yudum meyve suyu tüketmesi yerine, meyve suyunun mümkün olduğunca öğünlerle birlikte ve sınırlı miktarda tüketilmesi daha doğru bir yaklaşım. Tüketimin ardından su içmek veya ağızda suyu çalkalamak, ağız ortamındaki asitlerin seyrelmesine yardımcı olabilir' dedi. </p><p>Yaz aylarında çocukların dondurma, meyve suyu ve soğuk içecek tüketimi belirgin şekilde artıyor. Ancak diş çürüğü açısından risk yalnızca bu besinlerin tüketilmesinden değil, gün içine sık aralıklarla yayılmasından kaynaklanıyor. Özellikle meyve sularının, ilave şeker içermese dahi doğal meyve şekerleri ve organik asitler nedeniyle diş minesinde mineral kaybına yol açabileceğine dikkat çeken Liv Hospital Ulus Çocuk Diş Hekimi Dr. Dt. Melisa Albayrak, yaz tatilinde değişen beslenme düzeninin çocukların ağız ve diş sağlığını olumsuz etkilememesi için önemli önerilerde bulundu. </p><p>'Meyve suyu masum olmayabilir' </p><p>Çocukların yaz aylarında daha fazla tükettiği meyve sularının, ilave şeker içermese bile diş sağlığı açısından tamamen risksiz kabul edilmediğini belirten Dr. Dt. Melisa Albayrak, 'Meyvelerde doğal olarak bulunan şekerler ve organik asitler, özellikle meyve suyu gün boyunca sık sık tüketildiğinde diş minesinin asit saldırısına daha uzun süre maruz kalmasına neden olabiliyor' dedi. </p><p>Dr. Dt. Albayrak, 'Çocukların gün boyunca yudum yudum meyve suyu tüketmesi yerine, meyve suyunun mümkün olduğunca öğünlerle birlikte ve sınırlı miktarda tüketilmesi daha doğru bir yaklaşım. Tüketimin ardından su içmek veya ağızda suyu çalkalamak, ağız ortamındaki asitlerin seyrelmesine yardımcı olabilir. Çocuklar için en sağlıklı içecek ise her zaman su olmaya devam ediyor' dedi. </p><p>Dondurma tamamen yasaklanmalı mı? </p><p>Dondurmanın yaz aylarında çocukların vazgeçilmezleri arasında yer aldığını ancak dondurmanın diş çürüğü açısından tek başına 'yasaklı' bir besin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Dt. Albayrak, asıl önemli olanın tüketim sıklığı ve şekli olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: 'Dondurmanın ana öğün sonrasında tüketilmesi ve ardından su içilmesi, gün içinde sık sık şekerli atıştırmalık tüketilmesine kıyasla dişler açısından daha düşük risk oluşturabilir. Özellikle yapışkan şekerlemeler veya ağızda uzun süre kalan atıştırmalıklar, diş yüzeylerinin şeker ve asitle daha uzun süre temas etmesine neden olduğu için daha fazla dikkat gerektiriyor' ifadelerini kullandı. </p><p>'Dondurma sonrası hemen diş fırçalanmamalı' </p><p>Asitli yiyecek ve içeceklerin ardından diş minesinin geçici olarak daha hassas hale gelebildiğini belirten Dr. Dt. Albayrak, dondurma veya asit içeren yiyecek ve içeceklerin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğine dikkat çekti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dr. Dt. Albayrak, 'Tüketimin hemen ardından diş fırçalamak yerine, ağız pH'ının yeniden dengelenmesi için yaklaşık 30 dakika beklemek daha uygun bir yaklaşımdır. Bu süreçte su içmek, ağız ortamının nötralize olmasına destek olabilir' dedi. </p><p>'Tatilde diş fırçalama rutini bozulmamalı' </p><p>Yaz tatiliyle birlikte çocukların uyku ve beslenme düzenlerinin değişebildiğini, ancak diş bakımının bundan etkilenmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Dt. Melisa Albayrak, 'Tatilde de çocukların günde iki kez, yaşına uygun miktarda flor içeren diş macunu ile dişlerini fırçalaması önem taşıyor. Bunun yanında düzenli diş hekimi kontrollerinin aksatılmaması, oluşabilecek sorunların erken dönemde fark edilmesini ve tedavi edilmesini sağlıyor' dedi. </p><p>Çocukların yaz aylarında dondurma ve meyve suyu gibi yiyecek ve içecekleri tamamen hayatlarından çıkarmalarının gerekmediğini belirten Dr. Dt. Albayrak, tüketim sıklığının azaltılması, öğünlerle sınırlandırılması, sonrasında su tüketilmesi ve düzenli ağız bakımının sürdürülmesinin diş çürüklerinin önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://gazeterize.com/yazin-cocuklarin-dis-sagligini-korumanin-yollari</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:28:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/yazin-cocuklarin-dis-sagligini-korumanin-yollari.jpg" type="image/jpeg" length="83908"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OMÜ'nün 800 yataklı yeni hastane projesinde çalışmalar sürüyor]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi için planlanan 800 yataklı yeni hastane projesinde çalışmalar devam ediyor. 2026 Yılı Yatırım Programı'na alınan proje kapsamında OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı heyeti ile OMÜ'de bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi için planlanan 800 yataklı yeni hastane projesinde çalışmalar devam ediyor. 2026 Yılı Yatırım Programı'na alınan proje kapsamında OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı heyeti ile OMÜ'de bir araya geldi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>OMÜ tarafından yapılan açıklamaya göre, Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın başkanlığında gerçekleştirilen toplantının ardından heyet, yeni hastanenin inşa edileceği alanda incelemelerde bulundu. Türkiye Üniversite Hastaneleri Dirençlilik Projesi (TURHAP) kapsamında hayata geçirilecek yeni sağlık kompleksinin 800 yatak kapasitesine sahip olması planlanıyor. Projenin, izolatör katıyla birlikte yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alana sahip olacağı belirtildi. Geniş otopark alanlarının da yer alacağı yeni hastanenin; deprem, afetler ve iklim kaynaklı risklere karşı yüksek dirençli bir yapıya sahip olması hedefleniyor. </p><p>Proje ile Samsun ve Karadeniz Bölgesi'ne modern, güvenli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunulması, bölgenin sağlık altyapısının güçlendirilmesi amaçlanıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://gazeterize.com/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:57:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="15576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Zayıflama iğneleri yüz hatlarında istenmeyen değişikliklere neden olabilir']]></title>
      <link>https://gazeterize.com/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, reçetesiz de eczanelerden alınabilen ikinci kuşak zayıflama iğnelerinin cilt altı yağ dokusunu çok hızlı bir şekilde eritmesi sonucunda yüz hatlarında bazı istenmeyen değişikliklere neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, reçetesiz de eczanelerden alınabilen ikinci kuşak zayıflama iğnelerinin cilt altı yağ dokusunu çok hızlı bir şekilde eritmesi sonucunda yüz hatlarında bazı istenmeyen değişikliklere neden olabileceğini söyledi. </p><p>Zayıflama iğneleri doktor reçetesi olmadan da eczanelerden temin edilip kullanılabiliyor. İlk etapta şeker hastaları için üretilen bu iğnelerin zamanla ameliyatsız, diyetsiz ve egzersiz yapmadan zayıflamak isteyenler tarafından sıklıkla kullanıldığını dile getiren Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, bu ilaçların olumsuz yansımaları ve kullanım amaçlarıyla alakalı açıklamalarda bulundu. </p><p>İğneleri kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, 'Zayıflama iğneleri son zamanda çok popüler ve halk arasında da çok fazla kullanılan bir ilaç türü. Herhangi bir diyet yapmadan, bir cerrahiye maruz kalmadan zayıflama fikri insanlara cazip geliyor. Burada dikkat edilmesi gereken noktalar var. Bu iğneler yaklaşık 15 yıl önce geliştirildi. Bu ilaçlar ilk olarak kilo kaybı değil, şeker hastalarını tedavi etmek amacıyla geliştirilmişti. Şeker hastalarında kullanıldığında bu hastalarda ciddi kilo kaybı söz konusu oldu. Araştırmacılar bu yöne eğildiler. İnsanları bu iğneyle zayıflatma araştırmaları yapıldı. Bu iğneler vücutta tokluk hormonuna benzer bir molekül olduğundan iğneleri kullanan hastalarda yemek yememesine rağmen beynine tokluk sinyali gidiyor ve tok hissediyorlar. Aynı zamanda mide boşalmasını geciktiriyor. Bu iğnelerle zayıflama sağlanıyor' dedi. </p><p>'Zayıflama iğneleri vücut ağırlığının maksimum yüzde 20'sini kaybettirir' </p><p>Obezite tedavisine bir alternatif olmayan zayıflama iğnelerinin vücudun yüzde 20'sini kaybettirme özelliği olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sönmez Ocak, 'Zayıflama iğneleri obezite ameliyatına alternatif bir tedavi değil. Bu iğnelerle kişi vücut ağırlığının maksimum yüzde 20'sini kaybetmektedir. Çok yüksek kilolu hastalarda bu kilo kaybı yeterince fayda sağlamayacağından bu hastalarda cerrahi öneriyoruz. Cerrahiye uygun olmayan obez hastalarda bu iğneler kullanılabilir. Vücut kitle indeksi 30-33 olan ve ameliyata uygun olmayanlarda bu iğneler kullanılabilir. Vücut kitle indeksi çok yüksek olan hastalarda cerrahi riskli olacağı için ameliyat öncesi bir köprü tedavi, yani hastayı ameliyat öncesinde biraz daha zayıflatıp cerrahiye daha uygun hale getirmek için kullanılır. İğnelerin yan etkileri genellikle ilk etapta çok fazla kişiyi rahatsız etmeyen bulantı, kabızlık, ishal gibi günlük hayatı fazla etkilemeyen unsurlar olabilir. Deneysel çalışmalarda pankreasta iltihaba, safra kesesinde taş oluşumuna sebep olduğu görülmüş. Ayrıca tiroid nodüllerinde kanser gelişimine öncü moleküler gelişimler yapabileceği bazı çalışmalarda gösterilmiş. Geniş hasta serilerinde çok ciddi problemlerle karşılaşmıyoruz' diye konuştu. </p><p>'İğneler komşu tavsiyesiyle eczaneden reçetesiz alınabiliyor' </p><p>Herkesin reçete olmadan zayıflama iğnesi tedarik edebildiğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini de dile getiren Doç. Dr. Ocak, 'Bu ilaçlar arkadaş, komşu tavsiyesiyle çok rahatlıkla eczanelerden alınabilen ilaçlar. Yakın zamanda bakanlık buna el atacaktır diye ümit ediyorum. Normal bir antibiyotik almak isteseniz reçetesiz alınamıyor ancak bu zayıflama iğnelerini hiçbir doktora başvurmadan eczanelerden alabiliyorsunuz. Biz buna karşıyız. Bu ilaçları kullanmadan önce mutlaka uzman hekimlere başvurup ilaçların kullanıma uygunluğu değerlendirilmelidir. Hastaların tiroitlerinde nodül var mı, pankreatit geçirdi mi ve safra kesesinde taş var mı? Bunların araştırılması gerekiyor. Ayrıca boy-kilo oranına da bakılması, hastanın tedaviye uygunluğu değerlendirilmelidir. Bu ilaçların ne kadar kullanılacağı tam kesin değil. Araştırmalarda 1 yıllık kullanım tercih ediliyor. 1 yıllık kullanımda yüzde 20'lik bir kilo kaybı olabiliyor. Süreç içerisinde bir doktor ve diyetisyen kontrolünde olması lazım. Amacımız kilo vermek olsa da sağlıklı kilo vermeyi öneriyoruz. Bu da vücuttaki yağ oranının azalması ve kas kütlesinin artarak korunmasıdır. Zayıflama ilaçları kullanılırken gerekli vitamin ve protein takviyeleri alınmazsa vücutta kas erimesi, kemik erimesi gibi istenmeyen sonuçlar da olabilir' şeklinde konuştu. </p><p>'Yüz hatlarında bazı istenmeyen değişikliklere neden olabilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cilt altı yağ dokusunu çok hızlı eriten zayıflama iğnelerinin yüz hatlarında istenmeyen değişikliklere de neden olduğunu belirten Ocak, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'İkinci kuşak zayıflama ilaçlarında cilt altı yağ dokusunun çok hızlı bir şekilde erimesi sonucunda vücutta, özellikle yüz hatlarında bazı istenmeyen değişiklikler de olabiliyor. O nedenle hastaların zayıflama ve iğneyi kullanma sürecinde mutlaka bir diyetisyen ve hekim kontrolünde bunları kullanmasını öneriyoruz. Gerekli kolajen, vitamin ve protein desteklerini kullanmasını öneriyoruz. Haftada bir iğne vurulup başka hiçbir şey yapmadan sağlıklı bir şekilde kilo verme şekli çok gerçekçi değil. Obezite çok etkenli bir hastalık. Tek başına bir insanın savaşabileceği bir hastalık değil. Mutlaka bu işle uğraşan hekimlerden ve diyetisyenlerden destek alınmalı. Aynı zamanda hastanın beslenme alışkanlıklarını da değiştirmesi gerekiyor. Hasta düzenli bir beslenme programı almalı ki kas, protein ve yağ oranı dengelensin.' </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://gazeterize.com/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:49:08 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="10720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesörden 60 yaş üstü için uyarı: Bu belirtilere dikkat]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaş ilerledikçe ortaya çıkan aşırı yorgunluk, nefes darlığı, bacaklarda şişlik, kilo verme güçlüğü, hareket kısıtlılığı, yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi sorunların birlikte görülmesinin 'kardiyopulmoner metabolik' sendroma işaret edebileceğini belirterek, sağlıklı yaşlanma konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaş ilerledikçe ortaya çıkan aşırı yorgunluk, nefes darlığı, bacaklarda şişlik, kilo verme güçlüğü, hareket kısıtlılığı, yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi sorunların birlikte görülmesinin 'kardiyopulmoner metabolik' sendroma işaret edebileceğini belirterek, sağlıklı yaşlanma konusunda uyarılarda bulundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'de yaşlanan nüfusta birden fazla kronik hastalığın aynı anda görülmeye başladığına dikkat çekti. Özellikle 60 yaş üzerindeki hastalarda kilo fazlalığı, hareket kısıtlılığı ve nefes darlığı gibi şikayetlerin giderek daha sık görüldüğünü ifade eden Özkaya, bu belirtilerin tek tek değerlendirilmek yerine bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Yaş ilerledikçe bazı kişilerin yürümekte zorlandığını, nefes darlığı yaşadığını ve günlük ihtiyaçlarını karşılarken dahi güçlük çektiğini belirten Özkaya, bu hastaların zaman zaman tekerlekli sandalye ile sağlık kuruluşlarına başvurduğunu ifade etti. </p><p>'Yoğun bakımlar bu hastalarla doldu' </p><p>Özkaya, 'Yaşınız ilerliyor, kendinizi alışılmadık derecede yorgun ve enerjisi düşük hissediyorsanız, ayaklarınızda ve bacaklarınızda şişlik varsa, kilonuz varsa ve kilo vermekte zorlanıyorsanız, oturduğunuz yerden kalkamıyor ve hareketliliğiniz azaldıysa, günlük ihtiyaçlarınızı karşılarken ve yürürken nefes darlığı çekiyorsanız, gündüz oturduğunuz yerde uyukluyorsanız, yüksek tansiyonunuz veya kan şekeriniz varsa, böbrek sorununuz başladıysa ve vücudunuzdaki iltihap belirteçleri uzun süre yüksek kalıyorsa dikkatli olmalısınız. Yoğun bakımlar bu hastalarla doldu. Bu hastaları yoğun bakımlarda takip ediyoruz' dedi. </p><p>'Bir poşet dolusu ilaç kullanmak zorunda kalıyorsanız dikkat' </p><p>Bu sorunların bir arada görülmesi halinde hastaların farklı branşlara başvurarak kendilerini bu hale getiren temel nedeni bulmakta zorlanabildiğini dile getiren Özkaya, 'Tüm bunlar için bir poşet dolusu ilaç kullanmak zorunda kalıyorsanız, doktor doktor gezip sizi bu hale getiren hastalığınızın ne olduğunu düşünüyor ve aklınıza yatan bir cevap bulamıyorsanız, sizde kardiyopulmoner metabolik sendrom olabilir' diye konuştu. </p><p>'Uyarı işaretlerini daha erken fark etmek gerekiyor' </p><p>Kardiyopulmoner metabolik sendromun tek bir hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Özkaya, obezite, nefes darlığı, tip 2 diyabet, kronik böbrek hastalığı, yüksek tansiyon ve kardiyovasküler hastalıkların çoğu zaman birbirinden bağımsız gelişmediğini altını çizdi. Özkaya, bu hastalıkların birlikte ortaya çıkabildiğini ve her birinin diğer hastalıkların gelişme ihtimalini ve şiddetini artırabildiğini ifade ederek, 'Bu nedenle hastalığın nasıl ilerlediği ve tipik olarak nasıl tedavi edildiği konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor. Uyarı işaretlerini daha erken fark etmek, uzun vadeli sağlığın korunması açısından önemli' şeklinde konuştu. </p><p>'Aile hekimleri yaşlanan toplumu yakından takip etmeli' </p><p>Yaşlanan toplumun sağlık takibinde aile hekimlerine önemli görevler düştüğünü vurgulayan Özkaya, aile hekimlerinin bu tür riskleri erken dönemde tespit ederek gerekli yönlendirmeleri yapmasının önem taşıdığını belirtti. Özkaya, 'Aile hekimlerimizin bu konuda yaşlanan toplumu takip etmelerini ve gerektiğinde müdahale etmelerini öneriyoruz. Erken dönemde fark edilen risk faktörleri, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek daha ciddi sağlık sorunlarının önlenmesine katkı sağlayabilir. Halkımızın da Sağlık Bakanlığımızın her ilçede bulunan ve tüm vatandaşlarımızın ücretsiz faydalanabildiği Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret etmelerini, bu sendroma yakalanmamak ve sağlıklı yaşlanmak için düzenli olarak destek almalarını öneriyoruz' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://gazeterize.com/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:43:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="76602"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ERÜ Diş Hekimliği'nde Kapasite Hamlesi: 399 ünit ile daha hızlı sağlık hizmeti]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/eru-dis-hekimliginde-kapasite-hamlesi-399-unit-ile-daha-hizli-saglik-hizmeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/eru-dis-hekimliginde-kapasite-hamlesi-399-unit-ile-daha-hizli-saglik-hizmeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, hizmete alınan yeni D Blok ile fiziki kapasitesini iki katına çıkardı. Yaklaşık 40 bin metrekare kapalı alana ve toplam 399 diş ünitesine ulaşan fakülte, yeni yatırımla birlikte hasta yoğunluğunu azaltmayı ve sağlık hizmetlerine erişimi hızlandırmayı hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, hizmete alınan yeni D Blok ile fiziki kapasitesini iki katına çıkardı. Yaklaşık 40 bin metrekare kapalı alana ve toplam 399 diş ünitesine ulaşan fakülte, yeni yatırımla birlikte hasta yoğunluğunu azaltmayı ve sağlık hizmetlerine erişimi hızlandırmayı hedefliyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun; Rektör Yardımcıları ve üniversite yönetimiyle birlikte Diş Hekimliği Fakültesi'nin hizmete alınan yeni binasında incelemelerde bulundu. Yaklaşık 20 bin metrekarelik yeni D Blok'un devreye girmesiyle fakültenin toplam kapalı alanı 40 bin metrekareye ulaştı. Yeni binada Çocuk Diş Hekimliği, Endodonti ve Restoratif Diş Tedavisi bölümleri hastalara hizmet veriyor. Yeni yatırımla birlikte Diş Hekimliği Fakültesi'ndeki toplam diş üniti sayısının 399'a ulaştığını belirten Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, artan kapasitenin özellikle hasta yoğunluğu ve randevu süreçlerine önemli katkı sağlayacağını söyledi. Göreve geldiklerinde yaklaşık yüzde 40 seviyesinde bulunan binayı tamamlayarak hizmete aldıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Altun; 'Diş Hekimliği Fakültemiz köklü ve güçlü fakültelerimizden biri. İlave binamızla birlikte hem fiziki kapasitemizi hem de sağlık hizmeti sunma gücümüzü önemli ölçüde artırdık. Artan ünit sayısı sayesinde randevu ve bekleme sürelerinin azaltılması açısından da çok önemli bir imkân ortaya çıktı' dedi. Yeni binanın yalnızca üniversiteye değil, Kayseri ve bölge halkına sunulan ağız ve diş sağlığı hizmetlerine de önemli katkı sağlayacağını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Altun, yapılan yatırımın toplumsal faydasına dikkat çekti. Fakültenin hasta hizmetlerinin yanı sıra öğrenci eğitim altyapısının da güçlendirildiği yeni yapılanmada, öğrencilerin klinik uygulamalara geçmeden önce eğitim aldıkları fantom laboratuvarları ve mevcut eğitim ünitelerinde de yenileme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Mart 2026'dan itibaren yeni binada sağlık hizmeti sunulmaya devam edilirken, tesisin resmî açılışının önümüzdeki haftalarda gerçekleştirilmesi planlanıyor. Rektör Prof. Dr. Altun, yatırımın hayata geçirilmesine sağlanan desteklerden dolayı Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına teşekkür ederek, projede emeği bulunan üniversite yönetimi, fakülte ve hastane yöneticileri ile tüm çalışanlara teşekkür etti. </p><p>Yeni D Blok ile büyüyen Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi; güçlü akademik kadrosu, 399 üniti ve genişleyen klinik altyapısıyla Kayseri ve bölgenin ağız ve diş sağlığı hizmetlerindeki kapasitesini daha da ileri taşımayı hedefliyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kayseri, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/eru-dis-hekimliginde-kapasite-hamlesi-399-unit-ile-daha-hizli-saglik-hizmeti</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:35:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/eru-dis-hekimliginde-kapasite-hamlesi-399-unit-ile-daha-hizli-saglik-hizmeti.jpg" type="image/jpeg" length="75834"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Buzlu kahveler gizli şeker tuzağı olabilir']]></title>
      <link>https://gazeterize.com/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuzagi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuzagi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek amacıyla tüketilen buzlu kahvelerin sanıldığı kadar masum olmayabileceğini belirten Diyetisyen Edanur Usta, 'Aromalı şuruplar, krema ve ilave şeker içeren buzlu kahveler, tek bardakta günlük önerilen şeker tüketiminin iki katına ulaşabiliyor. Üstelik bu içecekler suyun yerini tutmuyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında serinlemek amacıyla tüketilen buzlu kahvelerin sanıldığı kadar masum olmayabileceğini belirten Diyetisyen Edanur Usta, 'Aromalı şuruplar, krema ve ilave şeker içeren buzlu kahveler, tek bardakta günlük önerilen şeker tüketiminin iki katına ulaşabiliyor. Üstelik bu içecekler suyun yerini tutmuyor' dedi. </p><p>Yaz sıcaklarında serinlemek isteyenlerin ilk tercihleri arasında yer alan buzlu kahveler, doğru içerikle hazırlandığında düşük kalorili ve antioksidan açısından zengin bir seçenek olabiliyor. Ancak İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir'den Diyetisyen Edanur Usta, özellikle hazır satılan veya kahve zincirlerinden alınan aromalı buzlu kahvelerin yüksek şeker ve kalori içerikleri nedeniyle dikkatli tüketilmesi gerektiğini söyledi. </p><p>'Buzlu kahveler her zaman masum değil' </p><p>Sade kahve, su ve buzdan hazırlanan buzlu kahvelerin düşük kalorili olduğunu dile getiren Dyt. Usta, 'Tüketicilerin en sık yaptığı hata, buzlu kahveyi yalnızca kahve olarak değerlendirmeleridir. Aromalı şuruplar, karamel sosları ve krema ilaveleri içeceğin kalori ve şeker miktarını ciddi oranda artırabiliyor. Özellikle gizli şeker kaynakları göz ardı edilmemelidir' şeklinde konuştu. </p><p>'Buzlu kahve suyun yerini tutmaz' </p><p>Kahvenin ana aktif bileşeni olan kafeinin diüretik etki gösterdiğini belirten Dyt. Usta, 'Sıcak havalarda kaybedilen sıvının yerine su yerine kahve tüketmek dehidrasyon riskini artırabilir. Buzlu kahveler serinlik hissi verse de günlük sıvı ihtiyacının temel kaynağı su olmalıdır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Tek bardakta günlük şeker sınırı aşılabiliyor' </p><p>Hazır satılan buzlu kahvelerin en büyük risklerinden birinin gizli şeker ve doymuş yağ içeriği olduğunu söyleyen Dyt. Usta, 'Kremalı ve aromalı standart bir buzlu kahve 300-500 kalori ile 40-60 gram ilave şeker içerebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü günlük ilave şeker tüketiminin yaklaşık 25 gramı geçmemesini öneriyor. Tek bir bardak aromalı buzlu kahveyle bu miktar iki katına ulaşılabiliyor' diye konuştu. </p><p>'Yaz aylarında mikrobiyolojik risk de artıyor' </p><p>Süt içeren buzlu kahvelerde hijyen koşullarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Usta, 'Yetersiz soğutulan veya uzun süre oda sıcaklığında bekletilen sütlü kahvelerde gıda zehirlenmesine yol açabilen bakteriler hızla çoğalabilir. Ayrıca düzenli temizlenmeyen buz makineleri de mikrobiyolojik kontaminasyon açısından risk oluşturabilir. Açıkta beklemiş veya soğuk zinciri bozulmuş sütlü içeceklerden kaçınılmalıdır' dedi. </p><p>'Aromalı kahveler tatlıya dönüşebiliyor' </p><p>Sade espresso veya cold brew bazlı kahvelerin oldukça düşük kalorili olduğunu kaydeden Dyt. Usta, 'Şurup, krema ve ilave şekerle hazırlanan kahveler ise yüksek glisemik yüke sahip içeceklere dönüşebiliyor. Bu durum kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak iştahı artırabilir ve uzun vadede insülin direnci ile metabolik sendrom riskini yükseltebilir' açıklamasında bulundu. </p><p>'Günlük kafein tüketimine dikkat edilmeli' </p><p>Sağlıklı yetişkinler için günlük güvenli kafein sınırının yaklaşık 400 miligram olduğunu ifade eden Dyt. Usta, 'Gün içerisinde hem sıcak hem de buzlu kahve tüketildiğinde bu sınır farkında olmadan aşılabiliyor. Aşırı kafein tüketimi çarpıntı, hipertansiyon, anksiyete, uykusuzluk ve mide şikâyetlerine yol açabilir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Bazı kişiler daha dikkatli olmalı' </p><p>Hamile ve emziren kadınların günlük kafein tüketimini 200 miligram ile sınırlandırması gerektiğini söyleyen Dyt. Usta, hipertansiyon, kalp ritim bozukluğu, reflü ve gastrit gibi sağlık sorunları bulunan kişilerin de buzlu kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Dyt. Usta, çocuklar ve ergenlerde ise özellikle yüksek şeker içeren buzlu kahvelerin kontrollü tüketilmesi gerektiğini vurguladı. </p><p>'Aç karnına tüketmeyin' </p><p>Aç karnına tüketilen kafeinli içeceklerin mide asidi salgısını artırabileceğine değinen Dyt. Usta, 'Özellikle reflü, gastrit veya ülser öyküsü bulunan kişilerde mide yanması ve sindirim sistemi şikâyetleri görülebilir. Bu yüzden buzlu kahvenin hafif bir öğünden sonra tüketilmesi daha uygun olacaktır' dedi. </p><p>'Evde hazırlanan buzlu kahveler daha avantajlı' </p><p>Kilo kontrolü sağlayan kişilerin de doğru içerikle hazırlanmış buzlu kahveleri tüketebileceğini belirten Dyt. Usta, şu bilgileri paylaştı: 'Cold brew veya espresso bazlı sade ya da sütlü kahveler tercih edilebilir. Aromalı şuruplar yerine tarçın veya vanilya özütü gibi doğal aroma vericiler kullanılabilir. Evde hazırlanan kahvelerde içerik tamamen kontrol edilebilirken, hazır ürünlerde etiket okunmalı; glikoz-fruktoz şurubu, karamel sosu, krema ve ilave şeker içeren ürünler mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır.' </p><p>'Serinlemek için önceliğiniz su olsun' </p><p>Yaz aylarında serinlemek isteyenlere önerilerde bulunan Dyt. Usta, 'Vücudun sıcak havalarda öncelikli ihtiyacı su dengesini korumaktır. Buzlu kahveler su yerine değil, keyif amaçlı ve doğru içerikle hazırlandığında ara öğün alternatifi olarak değerlendirilmelidir. Günlük sıvı ihtiyacının temel kaynağı ise her zaman su olmalıdır' diyerek sözlerini tamamladı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://gazeterize.com/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuzagi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:11:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/buzlu-kahveler-gizli-seker-tuzagi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="92288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uygun tedavi ile uyku apnesi kontrol altına alınabiliyor]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/uygun-tedavi-ile-uyku-apnesi-kontrol-altina-alinabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/uygun-tedavi-ile-uyku-apnesi-kontrol-altina-alinabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak, Burun, Boğaz (KBB) Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Kutlar, doğru tanı ve uygun tedaviyle uyku apnesinin kontrol altına alınabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak, Burun, Boğaz (KBB) Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Kutlar, doğru tanı ve uygun tedaviyle uyku apnesinin kontrol altına alınabileceğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gece boyunca kaliteli uyuyamama, sabah yorgun uyanma veya şiddetli horlama sorununun uyku apnesinden kaynaklanabileceğini ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi KBB Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Kutlar, 'Horlama, toplumda yaygın görülse de her zaman masum bir sorun değildir. Horlamaya uykuda nefes durması, sık uyanma, sabah yorgun kalkma, gündüz aşırı uyku hali ve dikkat dağınıklığı eşlik ediyorsa, altta yatan neden obstrüktif uyku apnesi olabilir. Bu hastalık, uyku sırasında solunumun tekrarlayan şekilde durmasına neden olarak kandaki oksijen seviyesini düşürür ve zamanla kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, diyabet ve felç gibi ciddi sağlık sorunlarının riskini artırabilir' dedi. </p><p>Horlama ve uyku apnesinin doğru tanı ile büyük oranda tedavi edilebilen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Opr. Dr. Gökhan Kutlar, 'Tanıda, gerekli durumlarda polisomnografi (uyku testi) uygulanarak hastalığın derecesi belirlenir ve kişiye uygun tedavi planlanır. Hafif vakalarda kilo verilmesi, düzenli egzersiz, sigara ve alkolün bırakılması, burun tıkanıklıklarının giderilmesi ve yan yatma alışkanlığı gibi yaşam tarzı değişiklikleri önemli fayda sağlayabilir. Orta ve ağır vakalarda ise hava yolunu açık tutan CPAP cihazı en etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Bazı hastalarda ağız içi aparatlar tercih edilirken, burun, bademcik veya çene yapısına bağlı anatomik sorunlarda cerrahi tedavi de uygulanabilir. Sonuç olarak, sürekli horlama normal kabul edilmemelidir. Özellikle nefes durmaları ve gündüz aşırı uyku hali gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden değerlendirme yapılmalıdır. Erken tanı ve uygun tedavi sayesinde hem horlama kontrol altına alınabilir hem de uyku apnesine bağlı ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebilir' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, YEREL, Samsun</category>
      <guid>https://gazeterize.com/uygun-tedavi-ile-uyku-apnesi-kontrol-altina-alinabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:08:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/uygun-tedavi-ile-uyku-apnesi-kontrol-altina-alinabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="31617"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarınızı enfeksiyonlardan koruyun]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/cocuklarinizi-enfeksiyonlardan-koruyun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/cocuklarinizi-enfeksiyonlardan-koruyun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer; çocuklarda norovirüs enfeksiyonunun belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer; çocuklarda norovirüs enfeksiyonunun belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p><p>Norovirüs enfeksiyonu ile ilgili bilgiler veren Özer; 'Yaz aylarında çocuklarda sık görülen norovirüs enfeksiyonu; aniden başlayan kusma, ishal, karın ağrısı ve bulantıyla kendini gösteriyor. Çok kolay ve hızlı bulaşabilen norovirüs, özellikle küçük çocuklarda kısa sürede ciddi sıvı kaybına neden olabiliyor. Yaz okulları, kreşler ve oyun alanları gibi çocukların bir arada bulunduğu ortamlarda hızla yayılan enfeksiyon, gerekli önlemler alınmadığında daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor' dedi. </p><p>'Mide gribi sanılan hastalık akut gastroenterit olabilir' </p><p>Özer; 'Norovirüs; ishal, bulantı, kusma, ateş ve karın ağrısı gibi belirtilerle ortaya çıkan akut gastroenteritin önde gelen nedenlerinden biridir. Norovirüs enfeksiyonu her yaş grubundaki insanı etkileyebilse de en sık çocuklarda görülmektedir. Halk arasında norovirüse 'mide gribi' denilse de bu durumun grip hastalığıyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Norovirüsler, akut gastroenterite neden olan 'Caliciviridae' ailesindeki bir virüs grubunda yer alır. Genellikle sulu ve kanlı olmayan ishal görülür; karında başlayan kramplar, bulantı ve ateş de tabloya eşlik edebilir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Küçük çocuklarda sıvı kaybı hızla gelişebilir' </p><p>Enfeksiyonla birlikte çocuklarda hızlı sıvı kaybı olabileceğini söyleyen Özer; 'Enfeksiyon kaynaklı bu sağlık sorunu çoğunlukla tamamen iyileşmeyle sonuçlansa da özellikle 5 yaşın altındaki çocuklarda, 65 yaşından büyük yetişkinlerde ve bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda hastaneye yatış gibi ciddi sonuçlara neden olabilir. Küçük çocuklarda ve yaşlılarda belirtiler ortaya çıktıktan sonra tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir. Virüsün en yüksek düzeyde yayılması enfeksiyondan sonraki 2-5 gün içinde gerçekleşir. Virüs öncelikle dışkıda bulunmakla birlikte kusmukta da bulunabilir' dedi. </p><p>'Çocukların temas ettiği her yüzey bulaş kaynağı olabilir' </p><p>Samet Özer, çocukların temas ettiği yüzeylerin bulaş kaynağı olabileceğini söyleyerek; 'Norovirüs; okul, kreş ve çocukların birbirleriyle yakın temas hâlinde olduğu oyun alanlarında kolaylıkla bulaşabilir. Mevsimsel olarak görülen birçok hastalığın aksine norovirüs yılın her döneminde ortaya çıkabilir. Aniden başlayan kusma, ishal ve mide kramplarıyla kendini gösteren norovirüs oldukça bulaşıcıdır. Çocukların çevrelerindeki nesnelere sık sık dokunması ve ellerini ağızlarına götürmesi, enfeksiyonun hızlı şekilde yayılmasına zemin hazırlayabilir. Enfeksiyon; hasta kişiyle yakın temas, enfekte yiyecek veya su tüketmek, tuvalet ve diğer ortak kullanım alanlarındaki kirlenmiş yüzeylere temas etmek ve temas sonrası ellerin yeterince yıkanmaması yollarıyla bulaşabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Aniden başlayan kusma ve ishal önemli bir uyarı' </p><p>Hastalığın önemli uyarılarının kusma ve ishal olduğunu söyleyen Özer; 'Her norovirüs vakası aynı şekilde seyretmeyebilir. Belirtiler her çocukta farklı şiddette ortaya çıkabilir. Norovirüs belirtileri genellikle enfeksiyondan 12 ila 48 saat sonra görülür ve özellikle çocuklarda şunlar gözlenebilir; </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Mide bulantısı ve kusma, bazen şiddetli veya fışkırır tarzda, genellikle sulu ishal, mide ağrısı veya krampları, hafif ateş, kas ağrıları ve halsizlik ve tükenmişlik. Tablonun en şiddetli olduğu dönem genellikle 1 ila 3 gün sürer. Çocuklar 3. günden sonra kendilerini daha iyi hissetmeye başlayabilir. Ancak norovirüs, dehidrasyona yani vücudun aşırı sıvı kaybetmesine neden olabilir. Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı hızlı gelişebileceğinden, gerekli müdahalenin geciktirilmesi ciddi sonuçlara yol açabilir. Elleri sık sık ve doğru şekilde yıkamak, yüzeyleri temizlemek, yiyecekleri iyice yıkamak, hasta kişilerden uzak durmak, hasta yetişkinlerin ve çocukların mümkün olduğunca evde kalması enfeksiyonun yayılmasını azaltacaktır' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kayseri, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/cocuklarinizi-enfeksiyonlardan-koruyun</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:50:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/cocuklarinizi-enfeksiyonlardan-koruyun.jpg" type="image/jpeg" length="69234"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ambulans helikopter 51 yaşındaki hasta için havalandı]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/ambulans-helikopter-51-yasindaki-hasta-icin-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/ambulans-helikopter-51-yasindaki-hasta-icin-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kastamonu'da evinde düşen ve inme tanısı konulan 51 yaşındaki hasta, Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kastamonu'da evinde düşen ve inme tanısı konulan 51 yaşındaki hasta, Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevk edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Edinilen bilgiye göre, 2 Ağustos tarihinde evinde düşen 51 yaşındaki vatandaşa başvurduğu Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinde akut iskemik SVO (inme) tanısı konuldu. İlk tedavisi yapılarak durumu stabil hale getirilen hastanın Ankara Bilkent Şehir Hastanesindeki ileri tedavisi için Sağlık Bakanlığından helikopter ambulans talep edildi. Daha sonra Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinden abulansla alınarak, Kastamonu Havaalanına götürülen hasta helikopter ambulansa nakledildi. Hasta daha sonra helikopter ambulansla Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevk edildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kastamonu, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/ambulans-helikopter-51-yasindaki-hasta-icin-havalandi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:49:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/ambulans-helikopter-51-yasindaki-hasta-icin-havalandi.jpg" type="image/jpeg" length="85920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Taşkıran: 'Sürekli yorgunluğu hafife almayın, altında önemli hastalıklar olabilir']]></title>
      <link>https://gazeterize.com/dr-ogr-uyesi-taskiran-surekli-yorgunlugu-hafife-almayin-altinda-onemli-hastaliklar-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/dr-ogr-uyesi-taskiran-surekli-yorgunlugu-hafife-almayin-altinda-onemli-hastaliklar-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli devam eden yorgunluk ve halsizliğin yalnızca yoğun yaşam temposundan kaynaklanmayabileceğini belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, uzun süren yorgunluk şikâyetlerinin bazı önemli sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sürekli devam eden yorgunluk ve halsizliğin yalnızca yoğun yaşam temposundan kaynaklanmayabileceğini belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, uzun süren yorgunluk şikâyetlerinin bazı önemli sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini söyledi. </p><p>Günlük yaşamda sık karşılaşılan şikâyetlerden biri olan yorgunluğun birçok farklı nedeni olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, özellikle dinlenmeye rağmen geçmeyen ve yaşam kalitesini etkileyen halsizliklerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. </p><p>'Yorgunluk bazı hastalıkların ilk belirtisi olabilir' </p><p>Sürekli yorgunluğun vücudun verdiği önemli bir sinyal olabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, 'Yorgunluk her zaman yoğun çalışma veya uykusuzlukla açıklanamaz. Kansızlık, tiroid hastalıkları, vitamin ve mineral eksiklikleri, diyabet, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları ve bazı kronik hastalıklar uzun süren halsizliğe neden olabilir' dedi. </p><p>Özellikle kişinin günlük alışkanlıklarında herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen ortaya çıkan sürekli yorgunlukların araştırılması gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, erken değerlendirmenin altta yatan nedenlerin belirlenmesi açısından önemli olduğunu söyledi. </p><p>'Basit görünen şikâyetler önemsenmeli' </p><p>Yorgunluk şikâyetinin bazen basit nedenlerden kaynaklanabileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarının da işareti olabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, 'Hastanın yaşı, yaşam tarzı, beslenme düzeni ve eşlik eden diğer şikâyetleri birlikte değerlendirilmelidir. Gerekli görülen durumlarda yapılacak kan tetkikleri ve muayenelerle birçok hastalık erken dönemde tespit edilebilir' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının enerji düzeyi üzerinde önemli etkisi olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, 'Düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli sıvı tüketimi ve uygun fiziksel aktivite vücudun genel sağlığını destekler. Ancak bu önlemlere rağmen devam eden yorgunluklarda mutlaka uzman görüşü alınmalıdır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Vücudun verdiği sinyalleri göz ardı etmeyin' </p><p>Uzun süren halsizlik ve yorgunluğun ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, 'Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, ateş, gece terlemesi, nefes darlığı, çarpıntı veya günlük aktiviteleri zorlaştıran yorgunluk gibi durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' diye konuştu. </p><p>Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, düzenli sağlık kontrollerinin hastalıkların erken fark edilmesi ve yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Gaziantep, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/dr-ogr-uyesi-taskiran-surekli-yorgunlugu-hafife-almayin-altinda-onemli-hastaliklar-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:44:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/dr-ogr-uyesi-taskiran-surekli-yorgunlugu-hafife-almayin-altinda-onemli-hastaliklar-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="67412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geçmeyen ağız kokusunun altından hastalık çıkabilir]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/gecmeyen-agiz-kokusunun-altindan-hastalik-cikabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/gecmeyen-agiz-kokusunun-altindan-hastalik-cikabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Periodontoloji Uzmanı Diş Hekimi Bedii Ender Topçu, düzenli ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusunun mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Periodontoloji Uzmanı Diş Hekimi Bedii Ender Topçu, düzenli ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusunun mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi. </p><p>Ağız kokusu çoğu zaman önemsiz bir sorun olarak görülse de bazı durumlarda sosyal yaşamı etkileyen önemli bir problem haline de gelebiliyor. Basit bir sorun gibi görülen ağız kokusu, bazı durumlarda diş eti hastalıkları ve yetersiz ağız hijyeninin ilk belirtisi olabiliyor. </p><p>Ağız kokusunun çoğu zaman sakız veya naneli ürünlerle geçici olarak bastırılmaya çalışıldığını belirten Acıbadem Adana Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Diş Hekimi Bedii Ender Topçu, ağız kokusunun normal bir durum olmadığını ve diş eti hastalıklarından yetersiz ağız hijyenine kadar birçok sağlık sorununun ilk belirtisi olabileceğini söyledi. </p><p>'Yüzde 90'ı ağız içi nedenlerden kaynaklı' </p><p>Ağız kokusunun yalnızca sosyal yaşamı değil, ağız sağlığını da etkileyen önemli bir belirti olduğunu ifade eden Topçu, bilimsel çalışmalara göre ağız kokularının yaklaşık yüzde 90'ının ağız içi nedenlerden kaynaklandığını belirtti. En sık görülen nedenlerin diş eti hastalıkları, dil yüzeyinde biriken bakteriler, diş taşı ve yetersiz ağız hijyeni olduğunu kaydeden Topçu, 'Ağız kokusu normal bir durum değildir. Diş eti hastalıklarından yetersiz ağız hijyenine kadar birçok sağlık sorununun ilk belirtisi olabilir. Bu nedenle düzenli ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusu mutlaka araştırılmalıdır' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Diş eti hastalığının ilk işareti olabilir' </p><p>Ağız kokusunun bazı durumlarda farklı hastalıkların habercisi olabileceğini dile getiren Topçu, 'Sinüzit, bademcik enfeksiyonları, bazı sistemik hastalıklar ve mideyle ilişkili rahatsızlıklar da ağız kokusuna neden olabilir. Özellikle diş eti hastalıklarında ağız kokusu çoğu zaman ilk fark edilen belirtilerden biridir' diye konuştu. </p><p>'Dil temizliğinin ihmal edilmemesi gerekiyor' </p><p>Ağız kokusunun önlenmesinde yalnızca diş fırçalamanın yeterli olmadığını vurgulayan Diş Hekimi Topçu, düzenli diş fırçalamanın yanı sıra diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmasını ve dil temizliğine önem verilmesini önerdi. </p><p>Topçu, 'Ağız kokusuna neden olan bakterilerin önemli bir kısmı dilin arka bölümünde bulunuyor. Bu nedenle düzenli diş fırçalamanın yanında diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmalı, en önemlisi de dil temizliği ihmal edilmemelidir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Ağız kokusunu saklamak yerine nedenini araştırın' </p><p>Ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusunun mutlaka araştırılması gerektiğini söyleyen Topçu, 'Düzenli ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusu mutlaka araştırılması gereken bir durumdur. Doğru tanı konulduğunda ağız kokusunun büyük bölümü başarılı şekilde tedavi edilebilir. Ağız kokusunu yalnızca bir koku problemi olarak değil, vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, YEREL, ADANA</category>
      <guid>https://gazeterize.com/gecmeyen-agiz-kokusunun-altindan-hastalik-cikabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:24:41 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/gecmeyen-agiz-kokusunun-altindan-hastalik-cikabilir.jpg" type="image/jpeg" length="18632"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Alınamaz' denilen tümör Van'da başarıyla çıkarıldı]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/alinamaz-denilen-tumor-vanda-basariyla-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/alinamaz-denilen-tumor-vanda-basariyla-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, daha önce ışın tedavisi uygulanan ve farklı hastanelerde ameliyat edilemeyeceği söylenen 37 yaşındaki Gülsüm Acar'ın şah damarı (glomus) tümörünü başarılı bir operasyonla tamamen çıkardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, daha önce ışın tedavisi uygulanan ve farklı hastanelerde ameliyat edilemeyeceği söylenen 37 yaşındaki Gülsüm Acar'ın şah damarı (glomus) tümörünü başarılı bir operasyonla tamamen çıkardı. </p><p>İzmir'de yaşayan 3 çocuk annesi Gülsüm Acar'a yaklaşık 10 ay önce glomus tümörü teşhisi konuldu. Tümörün beyin damarları üzerinde olması ve şah damarını kaplaması nedeniyle başvurduğu farklı hastanelerde ameliyatın riskli olduğu belirtilen Acar'a ışın tedavisi önerildi. Toplam 5 seans ışın tedavisi gören Acar'ın şikayetlerinin yeniden artması ve tümörün büyümeye devam etmesi üzerine bu kez ışın tedavisi nedeniyle ameliyat edilemeyeceği söylendi. Bunun üzerine ailesi internet üzerinden Prof. Dr. Halil Başel'e ulaştı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastayı değerlendiren Prof. Dr. Başel, ışın tedavisinin ameliyatı zorlaştırmasına rağmen tümörün büyümeye devam etmesi nedeniyle cerrahi müdahaleye karar verdi. Ameliyat öncesi tetkikleri tamamlanan Acar, aynı gün ameliyata alınırken yaklaşık 5 saat süren operasyonla şah damarı tümörü tamamen çıkarıldı. Ameliyat sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmeyen Acar, taburcu aşamasına geldi. </p><p>'Cerrahiyle çıkarılabilecek bir tümördü' </p><p>İHA muhabirine konuşan Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, hastasına yaklaşık 10 ay önce glomus tümörü tanısı konulduğunu belirtti. Prof. Dr. Başel, 'O dönemde filmlerine baktığımızda, tümörün çok rahat ameliyatla çıkarılabilecek durumda olduğunu gördük. Tabii İzmir'de eğitim hastaneleri ve özel hastaneler olmak üzere birçok hastaneye başvurmuşlar. Riskli bir ameliyat olduğu düşüncesiyle hastamıza ışın tedavisi önermişler. Normalde çok rahat cerrahiyle çıkarılabilecek bir tümördü. Tabii bu, gören hekimin tecrübesiyle de alakalı bir durum. Eğer daha önce bu tür bir ameliyatı yapmadıysa, tümörü riskli görüp ışın tedavisi önermiş olabilir. Ancak ışın tedavisinden sonra tümör tekrar büyümeye başlayınca, hastamıza bu kez 'Tümör büyüyor, bir daha ışın tedavisi veremeyiz, ameliyatla da çıkarılamaz' denilmiş. Bunun üzerine hastamız ciddi bir strese girmiş. Beni ilk aradığında ağlayarak aradı. Ben de kendisine, 'Işın tedavisi aldıysanız bu ameliyat çok riskli olur. Işın tedavisi yapışıklıklara neden olur ve tümörü çıkarmak zorlaşır. Ama tümör büyüyorsa yine de bir şans verelim, siz gelin' dedim' dedi. </p><p>'Bizim için bu ameliyat bir tecrübe oldu' </p><p>Hastanın Van'a gelmesinin ardından ameliyat öncesi tetkiklerinin yapıldığını ve aynı gün operasyonu gerçekleştirdiklerini dile getiren Başel, 'Hastamızın glomus tümörünü tamamen çıkardık. Çok ilginç bir durum yaşandı. Hastamız o kadar korkutulmuş ki İzmir'de, uyandığı zaman, anestezinin etkisi tam olarak geçmemişken bana, 'Hocam, ben yaşıyor muyum? Çocuklarıma kavuşabilecek miyim?' diye sordu. Bu beni çok etkiledi. Çünkü hastamız çok korkmuştu. Kendisine ameliyat sırasında masada kalabileceği, felç olabileceği gibi şeyler söylenmiş. Bu da hastamızı ciddi şekilde etkilemiş. Ama Allah'a şükür, şu anda taburcu aşamasına geldik. Bizim için de zor bir ameliyat oldu. Çünkü gerçekten ışın tedavisi ciddi yapışıklıklara neden oluyor. Normalde ışın tedavisi almış hastaya dokunulmaması gerektiği söyleniyor. Bizim için de bu ameliyat bir tecrübe oldu. Glomus tümörü nedeniyle ışın tedavisi almış bir hastaya yaptığım ikinci ameliyattı. Ancak yapılabildiğini de görmüş olduk. Neticede hastamız genç, henüz 37 yaşında. Bu şansı vermemiz gerekiyordu. Allah'a şükür, gördüğünüz gibi herhangi bir komplikasyon gelişmedi. Ne ses kısıklığı ne de başka bir problem oluştu. İnşallah taburcu aşamasına da geldi' diye konuştu. </p><p>Hasta yakını Fatih Sultan Acar da yaklaşık 10 ay boyunca birçok hastaneye başvurduklarını hatırlatarak, 'Birçok devlet hastanesi, üniversite hastanesi ve özel hastane olmak üzere birçok hastaneyi gezdik. İstanbul ve Ankara'da da araştırmalar yaptık. Ablama, tümörün beyin damarları üzerinde olması ve şah damarını da kaplaması nedeniyle ameliyatın riskli olduğunu söylediler ve ışın tedavisi önerdiler. Ablam 5 seans ışın tedavisi gördü. Ancak bir ay sonra şikayetleri tekrar arttı ve tümör daha fazla büyümeye başladı' şeklinde konuştu. </p><p>Işın tedavisinin ardından ameliyatın mümkün olmadığının söylendiğini anlatan Acar, 'Sonra biz de internet üzerinden Halil Başel hocamıza ulaştık. Kendisiyle iletişime geçtik. Ameliyatın çok zor olduğunu ancak elinden geleni yapacağını söyledi. Bizi kabul etti ve buraya geldik. Sağ olsun, gerçekten insani yaklaşımı olsun, ekibi olsun, hepsi bizimle çok iyi ilgilendiler. Ablama ameliyat öncesinde çok güzel psikolojik destek sağladı. Daha önce ameliyat ettiği hastalarla görüştürdü. Bu şekilde bize çok yardımcı oldu. Ameliyat yaklaşık 5 saat sürdü. Güzel geçti ve tümörü tamamen çıkardı. Şu an ablam gerçekten çok iyi, sağlığına kavuştu' ifadelerini kullandı. </p><p>'Beynimde saatli bomba taşıdığımı söylediler' </p><p>3 çocuk annesi Gülsüm Acar ise farklı hastanelerde kendisine ameliyatın yapılamayacağının söylendiğini belirterek, 'Nereye gitsem beni reddediyorlardı. 'O ameliyat yapılamaz, çok riskli. Masada kalırsın, ölebilirsin, felç kalabilirsin. Beyninde saatli bomba taşıyorsun' gibi şeyler söylediler. Bir türlü bu sözleri duymaktan kurtulamadım ve psikolojim iyice bozuldu. Ne yapacağımı şaşırdım. Daha sonra Halil Hocaya ulaştım. Sağ olsun, bana çok güzel moral verdi. Beni buraya çağırdı, hemen geldik. Ertesi gün beni ameliyata aldı ve benimle çok güzel ilgilendi. Ameliyatım çok başarılı geçti. Hocamdan çok çok memnunum ve herkese tavsiye ediyorum. Hiç korkmasınlar. Biz büyükşehirdeyiz Van'da ne işimiz var, ne yapacağız diye hiç düşünmesinler. Gelsinler ve ameliyatlarını olsunlar. İnşallah benim gibi onlar da sağlıklarına kavuşurlar' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Van</category>
      <guid>https://gazeterize.com/alinamaz-denilen-tumor-vanda-basariyla-cikarildi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:23:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/alinamaz-denilen-tumor-vanda-basariyla-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="41708"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi'nde mesai dışı gece polikliniği]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/erzurum-sehir-hastanesinde-mesai-disi-gece-poliklinigi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/erzurum-sehir-hastanesinde-mesai-disi-gece-poliklinigi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi, gün içinde sağlık hizmeti almakta zorlanan vatandaşlar için başlattığı mesai dışı poliklinik hizmetini aralıksız sürdürüyor. Birçok önemli branşta verilen gece polikliniği hizmeti, mesai saatleri dışında da vatandaşlara kaliteli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunulmasını sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Şehir Hastanesi, gün içinde sağlık hizmeti almakta zorlanan vatandaşlar için başlattığı mesai dışı poliklinik hizmetini aralıksız sürdürüyor. Birçok önemli branşta verilen gece polikliniği hizmeti, mesai saatleri dışında da vatandaşlara kaliteli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunulmasını sağlıyor. </p><p>Vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla Erzurum Şehir Hastanesi'nde uygulanan mesai dışı poliklinik hizmeti yoğun ilgi görüyor. Özellikle iş veya okul durumu nedeniyle gündüz saatlerinde hastaneye gidemeyen vatandaşlar, akşam saatlerinde randevularını alarak uzman hekimlere muayene olabiliyor. </p><p>Çocuk Sağlığından Cerrahiye Geniş Branş Ağı </p><p>Hastaneden yapılan bilgilendirmede, mesai dışı hizmet veren bölümler arasında Çocuk Alerjisi, Çocuk Nöroloji, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Ortopedi ve Travmatoloji, Üroloji, Göz, Kardiyoloji, Deri ve Zührevi Hastalıkları (Cildiye), Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları, Genel Cerrahi, Kadın Hastalıkları ve Doğum ile Perinatoloji (Riskli Gebelik) branşlarının yer aldığı belirtildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Randevular MHRS ve Alo 182 Üzerinden Alınıyor </p><p>Haftanın belirli günlerinde gerçekleştirilen mesai dışı poliklinik hizmetinin, 16:30 - 18:30 ile 16:30 - 19:00 saatleri arasında sunulduğu aktarıldı. Sağlık yetkilileri, akşam saatlerinde muayene olmak isteyen hastaların mağduriyet yaşamaması için Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) internet sitesi, mobil uygulaması veya Alo 182 çağrı merkezi üzerinden randevu oluşturarak başvuruda bulunmaları gerektiği hatırlatmasında bulundu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Erzurum, YEREL</category>
      <guid>https://gazeterize.com/erzurum-sehir-hastanesinde-mesai-disi-gece-poliklinigi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:00:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/erzurum-sehir-hastanesinde-mesai-disi-gece-poliklinigi.jpg" type="image/jpeg" length="86793"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[6 saati geçen karın ağrıları apandisitin ayak sesleri olabilir]]></title>
      <link>https://gazeterize.com/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://gazeterize.com/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karın ağrısı, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde sık karşılaşılan şikâyetlerden biri olsa da ağrının uzun sürmesi apandisit açısından önemli bir uyarı olabiliyor. Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, 6 saati aşan ve giderek şiddetlenen karın ağrılarında apandisit ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ağrının göbek çevresinden başlayıp sağ alt karın bölgesine doğru ilerlemesinin önemli bir bulgu olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karın ağrısı, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde sık karşılaşılan şikâyetlerden biri olsa da ağrının uzun sürmesi apandisit açısından önemli bir uyarı olabiliyor. Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, 6 saati aşan ve giderek şiddetlenen karın ağrılarında apandisit ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, ağrının göbek çevresinden başlayıp sağ alt karın bölgesine doğru ilerlemesinin önemli bir bulgu olduğunu söyledi. </p><p>Göbek çevresinde başlayıp zamanla sağ alt karın bölgesine yerleşen ve geçmeyen ağrı, apandisit iltihabının habercisi olabilir. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Özdenkaya, apandisitin her yaşta görülebildiğini belirterek, uzun süren karın ağrılarında gecikmeden değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti. Özdenkaya, tanıda öncelikle ultrasonografinin kullanıldığını, gerekli durumlarda tomografiyle tanının desteklendiğini ifade etti. </p><p>Apandisit her yaşta görülebiliyor </p><p>Apandisitin ince bağırsağın bittiği ve kalın bağırsağın başladığı bölgede, karın sağ alt kadranında yer alan küçük bir organ olduğunu belirten Prof. Dr. Özdenkaya, apandisit iltihaplanmasının özellikle çocukluk ve gençlik döneminde sık görülen acil cerrahi sorunlardan biri olduğunu söyledi. Prof. Dr. Özdenkaya, 'Apandisitin fonksiyonuyla ilgili çok net bilgiler olmamakla birlikte bağışıklık sistemimizin yardımcı organlarından biri olduğu düşünülüyor. Apandisit iltihaplanmasını her yaş grubunda görebiliyoruz' dedi. </p><p>6 saati aşan karın ağrısına dikkat </p><p>Apandisitte ağrının başlangıçta göbek çevresinde ortaya çıkabildiğini, zamanla sağ alt karın bölgesine doğru ilerleyerek şiddetlenebildiğini ifade eden Prof. Dr. Özdenkaya, 'Özellikle 6 saati geçen karın ağrılarında çocuklarda ve gençlerde apandisitten şüphelenmek gerekiyor. Birkaç dakika veya kısa süreli ortaya çıkıp geçen ağrılarla, saatler boyunca devam eden ve giderek artan ağrıları birbirinden ayırmak önemli' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tanı için önce ultrason kullanılıyor </p><p>Apandisit şüphesi bulunan hastalarda ilk görüntüleme yönteminin genellikle ultrasonografi olduğunu belirten Prof. Dr. Özdenkaya, 'Ultrason hızlı, kolay ve etkili bir görüntüleme yöntemi. Muayene bulguları ve karın ağrısı devam ettiği halde ultrasonografide yeterli sonuç elde edemezsek tomografiye başvuruyoruz. Bu yöntemlerle apandisit tanısını yüzde 90-95'in üzerinde destekleyebiliyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>Tedavi çoğunlukla kapalı yöntemle yapılıyor </p><p>Apandisit tedavisinde çoğunlukla laparoskopik yani kapalı cerrahi yöntemin kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Özdenkaya, bazı durumlarda açık ameliyatın da gerekli olabileceğini belirtti. Geç başvuran ve apandisit çevresinde dokuların iltihaplı bölgeyi çevreleyerek adeta bir paket oluşturduğu hastalarda ise farklı bir tedavi yaklaşımı uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Özdenkaya, 'Beş günü aşan karın ağrılarında, özellikle antibiyotik ve ağrı kesicilerle şikâyetlerin baskılandığı durumlarda apandisit çevresinde dokuların apandisiti paketlemesiyle pilastrone apandisit gelişebiliyor. Böyle bir durumda hastayı hemen ameliyat etmek yerine antibiyotik ve yakın takip ile izleyebiliyoruz. Daha sonraki süreçte gerekli görülürse cerrahi tedavi planlanabiliyor' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, İstanbul</category>
      <guid>https://gazeterize.com/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 08:57:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeterizecom.teimg.com/crop/1280x720/gazeterize-com/uploads/2026/08/agency/iha/6-saati-gecen-karin-agrilari-apandisitin-ayak-sesleri-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="38064"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
