Kalkandere’de Eğitimin Gönül Mayası

Hacı Bektaş-ı Veli’nin yüzyılların ötesinden bugüne ulaşan “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

Abone Ol

çağrısı, yalnızca bir gönül sözü değil; birlikte yaşama kültürümüzün, birbirimizi anlama irademizin ve ortak geleceğimize duyduğumuz inancın güçlü bir ifadesidir.

Eğitim tam da burada başlar.

Çünkü okul, yalnızca ders kitaplarının açıldığı, sınavların yapıldığı, notların verildiği bir yer değildir. Okul; farklı hayatların, farklı düşüncelerin, farklı karakterlerin aynı çatı altında birbirini tanımayı öğrendiği büyük bir hayat alanıdır. Çocuklarımız matematiği, Türkçeyi, tarihi öğrenirken aslında daha önemli bir şeyi de öğrenirler: Bir arada yaşamayı.

Bir çocuğun arkadaşının farklılığını fark edip onu dışlamak yerine anlamaya çalışması, bir başkasının başarısını kıskanmak yerine alkışlaması, hata yapan arkadaşına el uzatması… İşte eğitimin görünmeyen fakat en kıymetli kazanımları bunlardır.

Zira iyi eğitim, yalnızca bilen insan yetiştirmez; bildiğini insanlığın iyiliği için kullanabilen insan yetiştirir.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin çağrısını bugün eğitim diliyle yeniden düşünürsek, “bir” olmak farklılıklarımızı yok etmek değil, farklılıklarımızla ortak bir gelecek kurabilmektir. “İri” olmak yalnızca kalabalık olmak değil; ortak değerler etrafında güçlü bir toplum olabilmektir. “Diri” olmak ise merak eden, üreten, düşünen, sorumluluk alan ve umudunu kaybetmeyen nesiller yetiştirmektir.

Kalkandere’nin eğitim hikâyesi de bu anlayıştan ayrı düşünülemez.

Bir ilçenin gerçek zenginliği yalnızca yollarında, binalarında, çay bahçelerinde veya doğal güzelliklerinde değildir. Elbette bunlar çok kıymetlidir. Ama asıl olan zenginlik yetiştirdiği çocukların hayallerinde saklıdır. Bugün bir sınıfta öğretmeninin anlattıklarını dikkatle dinleyen çocuk, yarının mühendisi, öğretmeni, sanatçısı, çiftçisi, yöneticisi veya bilim insanıdır. Onun elinden tuttuğumuzda yalnızca bir öğrencinin değil, geleceğin de elinden tutmuş oluruz.

Bu nedenle bir öğrencinin kendine güvenmesi, arkadaşına saygı duyması, yaşadığı çevreye karşı sorumluluk, merhamet, hikmet ve umut ekseninde bir ufuk açma kabiliyetine ulaşabilmesi, adil ve ahlaklı olması, vatanını bayrağını sevmesi, merak etmesi ve “Ben de yapabilirim.” diyebilmesi başarının kendisidir.

Öğretmen burada yalnızca bilgiyi aktaran kişi değildir. Öğretmen, çocuğun içindeki ihtimali gören insandır.

Bazen bir öğrencinin hayatını değiştiren şey uzun bir ders değil, öğretmeninin söylediği tek bir cümledir: “Sana inanıyorum.”

İşte eğitim biraz da bu inancın mesleğidir.

Velilerimiz de bu büyük yolculuğun ayrılmaz parçasıdır. Çünkü okulda kurduğumuz dili evde, evde kurduğumuz dili okulda tamamlayamazsak çocuklarımızın zihninde parçalı bir dünya oluşur. Oysa çocuklarımızın bizden duyması gereken ortak cümle bellidir: Farklı olabiliriz ama birbirimize yabancı değiliz.

Bugün eğitim kurumlarımızın en önemli görevlerinden biri de çocuklarımızın yalnızca geleceğe hazırlanmasını değil, geleceği birlikte kurmasını sağlamaktır.

Bunun yolu; daha çok dinlemekten, daha çok anlamaktan, daha az ötekileştirmekten geçer.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin asırlardır Anadolu’ya söylediği sözün eğitimdeki karşılığı belki de şudur:

Birlikte öğrenelim. Birbirimizi büyütelim. Birbirimizin ışığını çoğaltalım.

Çünkü bir çocuğun başarısı yalnızca onun başarısı değildir. O başarı, ailesinin sevincidir; öğretmeninin emeğidir; okulunun gururudur; ilçesinin umududur; ülkenin geleceğine eklenmiş yeni bir tuğladır.

Kalkandere’de eğitimi konuşurken aslında geleceği konuşuyoruz.

Ve geleceği, çocuklarımızın gözlerinde arıyoruz.

Onların gözlerinde merak varsa umut vardır. Öğrenme isteği varsa gelecek vardır. Birbirlerine uzanan elleri varsa kardeşlik vardır.

Öyleyse bize düşen, o elleri ayırmak değil; daha güçlü bir şekilde birbirine kenetlemektir.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin çağrısını eğitim yolculuğumuzun sessiz ama güçlü rehberlerinden biri olarak hatırlayalım:

Bir olalım; çünkü birlikte daha güçlüyüz.

İri olalım; çünkü ortak değerlerimiz bizi büyütür.

Diri olalım; çünkü çocuklarımızın geleceğe ihtiyacı var.

Bir ilçenin geleceği, okulun kapısından içeri giren her çocuğun hayaliyle başlar.