KÜLTÜR SANAT

'Erzurumlu Yunus Emre' programına yoğun ilgi

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bir projesi olan 'Erzurum Kültür Yolu Festivali' kapsamında Yunus Emre'nin Erzurum'la ilgisine dikkat çekmek amacıyla Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği tarafından tarihi Çifte Minareli Medrese'nin avlusunda tertip edilen 'Gel Gör Beni Aşk Neyledi/ Yunus Emre Erzurum'da' programına yediden yetmişe halktan büyük ilgi gördü.

Abone Ol

Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bir projesi olan 'Erzurum Kültür Yolu Festivali' kapsamında Yunus Emre'nin Erzurum'la ilgisine dikkat çekmek amacıyla Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği tarafından tarihi Çifte Minareli Medrese'nin avlusunda tertip edilen 'Gel Gör Beni Aşk Neyledi/ Yunus Emre Erzurum'da' programına yediden yetmişe halktan büyük ilgi gördü.

Program, TDED Erzurum yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda tiyatro sanatçısı olan Selim Adım'ın Yunus Emre'yi canlandırmasıyla başladı. Programın açılış konuşmasını yapan TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş Türk dünyasının bilinen ortak insan hazinesinin ayak izlerine ve hikâyelerine Erzurum'da muhakkak rastlandığına dikkat çekerek Erzurum'un küçük Türkistan olduğunu ifade etti.

'Erzurumlu farkında olmasa da Erzurum küçük Türkistan'dır'

Başkan Murat Ertaş açıklamalarına şöyle devam etti: 'Dilini koruyamayan milletlerin tarih sahnesinden silindiğini hepimiz biliyoruz. Yazıyı bulan Sümerler ve diğer milletler bugün yoklar. Dil bir milletin dinidir, bayrağıdır, vatanıdır. Türkçemizi ve millet kimliğimizi inşa ve ihya eden en önemli isimlerden biri de Yunus Emre'dir. Yunus Emre şiirleri her Türkün ezberinde olması gereken metinlerdir. İşte Türk milletini inşa eden Horasan erenlerinden biri olan Yunus'un da Erzurum'da yaşadığını vurgulamak için bu programı tertip ediyoruz. Yunus Emre'nin ve hocası Taptuk Emre'nin Erzurum şehir merkezine sadece 5-6 km yakınındaki Tuzcu köyünde yan yana olan mezarlarından belki birçok hemşehrimizin haberi yok. Halbuki Erzurum'da tarihi köy isimlerine baktığımızda 'Emre, Emrekom, Emreköy, Emrecik' gibi isimlere rastlıyoruz. Yunus ve Tapduk'daki 'Emre'ler de soy isim olmadığına, Pasin ve Erzurum ovasında yerleşim yeri olarak 'Emre' kelimeleri geçtiğine göre Yunus Emre, adında 'Emre' olan bir tarikatın veya dergâhın mensubu olsa gerektir. Aynı şekilde Dede Korkut Hikâyelerini incelediğimizde hikâyelerin merkezinin Erzurum olduğu anlaşılır. Hikâyeler incelendiğinde hikâyelerin Pasin ovası, Avnik (Güzelhisar) Kalesi, Karaderbent boğazı, Horasan gibi yerlerde geçtiğini görürüz. Dede Korkut hikâyeleri Asya bozkırlarında değil doğuda Nahcivan batıda Bayburt ve Trabzon, kuzeyde Ahıska ve Abhaza, tam merkezde de Erzurum coğrafyasında geçer. Bunu kaç Erzurumlu bilir, kaç kültür adamı bilir? Erzurum'un etrafında dokuz tane Köroğlu Kalesi mevcuttur. Erzurum'un 'Köroğlu Barı' vardır ve Erzurum'da aşıklar 'Köroğlu usulü' ile atışırlar, hikâye anlatırlar ama Erzurumlu bugün maalesef Köroğlu'na sahip çıkamamıştır. Şehrin kültür dünyasında Yunus Emre gibi, Dede Korkut gibi Köroğlu'da unutulmuştur. Bir yıl boyunca yaptığımız birbirinden değerli programlarla 'Âşık Kerem'i şehrimize yeniden hatırlattığımız gibi şahsım, derneğim ve bizimle birlikte olan arkadaşlarımla bu dünyadan göçmeden Erzurum'a kendi kültürünü hatırlatacak işler yapma gayretindeyiz.'

'Yunus Emre Tuzcu köyünde yaşadı'

Kendisi de Tuzculu olan Prof.Dr. Müdahir Özgül de köy kabristanına metfun Yunus Emre ve Tapduk Emre ile ilgili araştırmaları hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Özgül şunları söyledi: 'Tuzcu köyünün tuz ve kuru yük taşımacılığından ismini alır. Bu ismin 1540 tarihli Pir Ali Baba vakfiyesinde geçtiğini ve aslında ulu dedelerinin kendilerine bıraktığı vakfiyenin tarihini düşünürsek neredeyse Yunus Emre'nin yaşadığı tarihe yakın olduğunu söyleyebiliriz. Vakfiyede ifade edilen Ahi Yusuf Zaviyesi ile Oğuz kabristanı ifadesinin açıklanması gerekir. Köyün jeopolitiği ve coğrafi konumu ile Evliya Çelebinin bahsettiği Eğerli dağı ile Selasil dağı Palandöken'in devamıdır ve köy tam bir dağ içi tanımına uymaktadır. 1703'te Erzurum Hasankale'de doğup, 1780'de Siirt Tillo'da vefat eden Erzurumlu İbrahim Hakkı yıllar süren araştırmaları sonucunda Yunus Emre ve Tapduk Emre'nin asıl mezarlarının Erzurum Tuzcu köyünde olduğunu söylemiş, köydeki Yunus ve Tapduk mezarlarını bizzat kendisi yaptırmıştır. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu'nun 1925 tarihli Meslek Gazetesi'nde yayınlanan 13 bölümlük makalesinde özellikle Tapduk Şeyhe ait tek mezarın sadece Erzurum, Tuzcu köyünde olduğunu ve bu bilginin tartışılmadığının altını çizerek, bu bilgiden bahisle Yunus Emre'nin Erzurumlu olabileceğini öne sürmüştür. Sonra Yunus Emre Divanında sıkça kullanılan birçok kelimenin Erzurum havalisinin konuşma kelimeleriyle aynılığı da dikkat çekmektedir: arasat, berhudar, beyhud, dağlamak, danışmak, el almak, el atmak, eşkere, eüman, herif, issi, işret, eveti, madrabaz, mazarat, mecal, mırdar, mürabbi, palan, pişkek, seğirtmek, teneşir, üryan, yutmak(kazanmak) ve yuduzmak, zeval'

Prof.Dr. Müdahir Özgül konuşmasını Yunus'un Erzurum dağında ermiş olma durumuna dikkat çekerek onun 'Bir Dağ İçinde' şiirini okuyarak tamamladı.

Programda şiirseverler Yunus Emre'den şiirler, gazelhan İsmail Tataroğlu da Yunus Emre'den gazeller okudu. Programa İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, önceki dönem milletvekilleri Prof.Dr. İbrahim Kavaz ile Mücahit Daloğlu, TYB kurucularından Ahmet Fidan, akademisyenler, kültür adamları, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.