Dijital ekranda geçirilen sürenin artması ve çocukların günlük yaşamda karşılaşabilecekleri zorluklardan ebeveynleri tarafından sürekli korunması, yeni neslin gerçek hayat deneyimini azaltıyor. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, bu durumun psikolojik dayanıklılık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirterek, çocukların mücadele etme, sabretme, sorun çözme ve sosyal ilişkiler içerisinde kendi varlığını sürdürebilme becerilerinin gelişmesini zorlaştırdığını söyledi.

Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, yaptıkları son araştırmaya göre çocukların dijital ortamlarda daha fazla vakit geçirmesi ve konforlu yaşam şartlarının yaygınlaşmasının psikolojik dayanıklılık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirtti. Çocukların geçmişe kıyasla sokakta, okul yolunda ve akranlarıyla doğal sosyal ortamlarda daha az zaman geçirdiğini ifade eden Dilci, bu durumun mücadele etme, sabretme, sorun çözme ve sosyal ilişkiler içerisinde kendi varlığını sürdürebilme becerilerinin gelişmesini zorlaştırdığını söyledi.

'Konforlu yaşamın ürettiği yeni nesil psikolojik dayanıksızlıkla karşı karşıyayız'

Prof. Dr. Dilci, 'Yaptığımız son araştırmaya göre çocuklarımızın özellikle dijital ekran tandanslı yeni nesil sanal mekânlarda varoluşsal faaliyetlerde bulunmaları maalesef çocukların gerçek hayatta psikolojik anlamda zayıflığına neden olmaktadır. Şu an psikolojik dayanıklılık konusunda bir sorunla karşı karşıyayız. Çocuklarımıza sunmuş olduğumuz konforlu yaşam, onların gerçek hayata karşı deneyimlerini zayıflatmakta ve varoluşsal sürecini sabote etmektedir. Bazı ülkeler kıyamet gününe uygun hayatta kalabilme, doğada kalabilme gibi senaryolarla çocuklarını yetiştirirken, bizim çocuklarımız maalesef sosyal ilişkiler ve sosyal konularda akran grubu içerisinde arkadaşlık ilişkilerini ve mücadele yetilerini veya mukavemet gücüne bağlı dayanıklılık, sabır gibi konularda yetersiz kalmaktadır' dedi.

Çocukların günlük yaşam içerisinde karşılaştıkları doğal deneyimlerin azaldığına dikkat çeken Dilci, 'Bunun sebebi artık çocukların yürüyerek okula gitmemesi, algılar sonucunda tacize maruz kalmaları, güvenlik problemi gibi sorunlardan dolayı servis ile evden okula, okuldan eve gitmeleri. Çocuklar günümüzde doğal, organik bir yaşamın içinde değiller. Bu şekilde olunca akranı ve arkadaşıyla mücadele etme yeteneğini ortadan kaldırmakta ve zayıflamakta. Bu zayıflık hayatın her aşamasına yansıyor. Örneğin çocuklar kandırılmaya müsait olduğu için ekonomik anlamda yönetsel zayıflığa düşüyor, ruhsal anlamda dayanıklılık ve mukavemet gücü zayıflıyor, en ufak olayda kırılgan bir davranış sergiliyor. Hayata karşı bakış açısında ve diğer birçok boyutta örneğin akranlarıyla kavga etme, onlarla sosyalleşirken kendi varlığını idame ettirebilecek becerileri öğrenme fırsatını çocuklarımıza vermiyoruz' diye konuştu.

'Kalabalıklar içerisinde yalnızız'

Park halindeki minibüste başlayan yangın araziye sıçradı
Park halindeki minibüste başlayan yangın araziye sıçradı
İçeriği Görüntüle

Dijitalleşmenin çocukların sosyal ilişkilerini de etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Dilci, 'Çocuklarda toplumsal anlamda bir yalnızlaşma söz konusu. Artık dijital mecraların bir çıktısı olarak kalabalıklar içerisinde yalnızız. Hâlbuki hayat öyle değil. Çocuklarımızı gerçek yaşamla tanıştırmamız gerekir. Biz yaptığımız araştırmada elde ettiğimiz sonuçlara göre konforlu yaşamın ürettiği yeni nesil psikolojik dayanıksızlıkla karşı karşıyayız. Çocuklarımızı gerçek hayatın deneyimlerine sürüklemek ve bu deneyimlerle tanıştırmak zorundayız' dedi.

Ebeveynlere önemli tavsiyeler

Çocukların psikolojik dayanıklılığını geliştirmek için ebeveynlerin de davranışlarını değiştirmesi gerektiğini belirten Dilci, çocukların her talebinin anında karşılanmaması ve karşılaştıkları sorunları kendi başlarına çözmelerine fırsat verilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Dilci, 'Ebeveynler olarak bunun için yapmamız gereken hususlar mevcut. Birincisi çocuklarımızın istek ve beklentilerini anında yerine getirmemek, ertelemek ve bekleterek sabrını zorlamak gerekmektedir. İkincisi sorunlarına biz çözüm üretmeyelim. Çocuğumuzun kendi kendine o sorunu çözecek beceriyi edinmesi lazım. Bir sonraki hususta beceri konusunda yeniden tekrarlama fırsatı vermeliyiz. Olayları tekrar gözden geçirip, gerekirse yeniden deneyimleyerek başarı üzerine odaklanmasını sağlamalıyız. Dördüncü husus olarak her boşluğu ekranla doldurmasına fırsat vermeyelim. Evde ekransız anlar, günler oluşturalım. Zorlukla tek başına mücadele etmeyi öğrensin, ihtiyaç duyarsa yardım istesin. Birilerinden yardım alınabileceğini görsün fakat bunu da sınırlı yapması lazım' ifadelerini kullandı.

Çocukların değişen şartlara uyum sağlayabilmeleri ve duygularını yönetebilmelerinin önemine değinen Dilci, 'Bu konularda psikolojik esnekliğe ihtiyacımız var. Durum ve şartlara göre kendini konumlandırabilme, duygularını yönetebilme ve buna bağlı öfke ve şiddet içerikli davranışlarda duygu düzenleme becerilerini öğrenmeli. Ve en önemlisi güvenli aile bağlanmaları şeklinde aile içerisinde her türlü sorununu gelip rahatlıkla ailesi ile paylaşabilmeli ve aile içinde ki iklimin güvenli bir iklime dönüşmesi gerekli' dedi.

Kaynak: İHA