Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 'Bizim medeniyetimiz hiçbir zaman antisemitik olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır' dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) iş birliğinde ilk kez düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Üye Devletleri 1. Müslüman Diaspora Forumu'na katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan müslüman diasporaların meselelerine kardeşlik anlayışı ve sorumluluk bilinciyle yaklaşılması gerektiğini aktardı.
'Genç nüfusu olan ve bu genç nüfusu geleceğe iyi hazırlayan toplumlar büyük avantaj elde edecekler'
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın 57 üye ülke ile Birleşmiş Milletlerden sonra en fazla üye ülkeye sahip olan teşkilat olduğunu söyleyen Yılmaz, '2025 yılı itibarıyla 2 milyarı aşan bir Müslüman nüfus var. Bu da dünya nüfusunun 4'te 1'ine yakın bir nüfusa tekabül ediyor. Bu nüfusun yarısından fazlasının 25 yaşın altında bulunması, önümüzde büyük ve dinamik bir beşerî sermaye varlığına sahip olduğumuzu gösteriyor. Dünyada çok ciddi bir demografik dönüşüm var. Dünya yaşlanıyor, çocuk sayısı azalıyor. Genç nüfusu olan ve bu genç nüfusu geleceğe iyi hazırlayan toplumlar büyük avantaj elde edecekler' dedi.
Üye ülkelere mensup 60 milyonu aşkın insanın da dünyanın farklı kıtalarında güçlü diaspora ağları oluşturduğuna dikkati çeken Yılmaz, bu geniş toplulukların, yaşadıkları ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına katkı sunarken köken ülkeleriyle bilgi, tecrübe, yatırım ve ticaret bağlarını canlı tuttuğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2024 yılında 38 ülkeyi kapsayan verilere değinerek, 'Bu diasporanın geldikleri ülkelere 200 milyar dolara yakın bir kaynağı transfer ettiğini görüyoruz. Bu diasporanın gönderdiği kaynaktan çok daha kıymetli olan durum diasporada yetişmiş insanların, ülkeler arasında kurdukları bağlardır' ifadelerini kullandı.
Netanyahu yönetiminin uluslararası mahkemeler önünde soykırım suçuyla yargılandığına vurgu yapan Yılmaz, 'Gazze'yi yaşanmaz hâle getirmek amacıyla yaptıkları bombardımanlar, açlığı ve zorunlu göçü birer silah olarak kullanmaları, çocukların, kadınların ve masum sivillerin hayatını hiçe saymaları tüm dünyanın gözleri önünde maalesef gerçekleşti. Bir kez daha şunu görmüş olduk; bilimsel, teknolojik ve ekonomik ilerlemeler, eşsiz zulümler işlenmesine maalesef engel olmuyor. Bu ilerlemeleri, hukuk, ahlak, merhamet, insani değerlerle buluşturmadığınız sürece daha büyük zulümlere yol açabiliyor' ifadelerine yer verdi.
'Daha adaletli bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz'
İsrail'in Gazzelilere yönelik işlediği emsalsiz zulüm karşısında Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanmaması, uluslararası hukukun etkisiz bırakılması ve faillerin korunmasının, mevcut küresel düzenin adalet üretme kapasitesinin son derece zayıf olduğunun göstergesi olduğunu dile getiren Yılmaz, 'Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünya beşten büyüktür' çağrısı tam da bu zeminde yükseliyor. Bu çağrı sadece BM kurumlarında bir reform yapılmasının çok ötesinde bir anlam ifade ediyor. Daha adaletli bir küresel düzene ihtiyaç duyduğumuzu, bunun için çaba sarfetmemiz gerektiğini ve bunun da mümkün olduğunu söylüyor. Gazze başta olmak üzere 'Güçlüysem her istediğimi yapabilirim' gibi tehlikeli bir zihniyetin geliştiğini görüyoruz. Buna karşı biz şunu söylüyoruz; hiç kimsenin merhametine güvenebileceğimiz bir dönemde değiliz. Rekabetin, derinleştiği bir dönemdeyiz. Ancak şu iddiamızı ortaya koyuyoruz; 'güçlü olacağız, kendi gücümüze dayanacağız, bundan başka çaremiz yok' diyoruz. 'Hem haklı hem güçlü olacağız' diyoruz. Bütün yaşananlara rağmen insanlık için umudumuzu kaybetmeden daha adaletli bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz ' şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde bedeli ne olursa olsun hakkın, hakikatin ve mazlumun yanında yer almayı, Gazze halkına insani desteğini ulaştırmayı ve Filistin davasını uluslararası platformlarda savunmayı sürdüreceğinin altını çizdi.
'Bizim medeniyetimiz hiçbir zaman antisemitik olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır'
Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan Müslümanların karşı karşıya kaldığı en büyük meselelerden bir tanesinin de İslamofobi olduğunu kaydeden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
'Camilerimize ve kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'e yönelik saldırılar, Müslüman kimliğini hedef alan nefret söylemleri ve ayrımcı uygulamalar, İslam karşıtlığının bireysel önyargılardan çıkarak siyaset, medya ve kamusal hayat üzerinde etkili olan yapısal bir tehdide dönüştüğünü gösteriyor. Medyaya bakıyoruz, bu saldırıları yapanları hemen bireysel bir yanlış yapmış kişi olarak takdim ediyorlar. Bunların ortaya çıktığı bir ortam var. Arka planda bu eylemleri destekleyen bir siyasal söylem ve bir medya ortamı var. Bütün bunlarla birlikte ortaya çıkan eylemleri değerlendirmemiz ve buna karşı tavır ortaya koymamız gerekiyor. İfade özgürlüğünü Müslümanların kutsallarına saldırmanın kalkanı hâline getiren, demokrasi ve eşit vatandaşlık ilkelerini seçici biçimde uygulayan hiçbir yaklaşımı meşru görmüyoruz. Elbette ifade hürriyetinden yanayız ama ifade hürriyeti nefret söylemi hürriyeti değildir. İfade hürriyeti, kutsallara hakaret hürriyeti değildir. İsrail ve Gazze söz konusu olduğunda ifade hürriyetinin sınırlarının nasıl daraltıldığını da hep birlikte görüyoruz. Bunlara karşı mücadelemizi sürdürmek durumundayız. İnsan haklarını evrensel bir değer olarak savunan herkes, Müslümanların inancını, kimliğini ve ibadethanelerini hedef alan saldırılar karşısında da aynı açıklık ve kararlı tavrı almak zorundadır. Bizim tarihimiz bu anlamda çok farklı. Müslümanlar yüzyıllarca Hristiyanlarla, Yahudilerle ve diğer dinlerin mensuplarıyla bir arada yaşamayı becermiş bir medeniyete sahiptir. Bu bizim için büyük bir şeref, büyük bir onur. Biz hiç kimseye dininden ve inancından ötürü bir nefret söylemi içinde değiliz. Bizim meselemiz; aslında bu dinleri de sömürerek zulümler işleyenlere, insanlık değerini çiğneyenlere ve hukuku tanımayanlara karşı. İsrail yönetimi büyük bir kurnazlık içerisinde. İsrail hükümetinin ortaya koyduğu zulümleri kapatmak için çıkan en küçük sesi antisemitizm olarak nitelendirmesi de hiçbir şekilde geçerli değildir. Yahudileri dünyada zor durumda bırak bir kişi varsa o da Netanyahu'nun bizzat kendisidir. Yaptığı zulümlerle o zulümlere ortak olmak istemeyen Yahudiler dahil herkesi zor durumda bırakan bizzat Netanyahu hükümetinin kendisidir. Bizim medeniyetimiz hiçbir zaman antisemitik olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.'
İİT üyesi ülkeler ile diaspora kuruluşları arasında kurulacak sürekli iletişimin, İslamofobi karşısındaki dağınık tepkileri ortak bir tutuma dönüştüreceğini kaydeden Yılmaz, bu iletişimin, Müslüman toplumların hak arama mücadelesine daha güçlü bir zemin kazandıracağını da sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, hedefin müslümanların kimliklerini ve inançlarını güven içinde yaşadığı, eşit vatandaşlık haklarından eksiksiz yararlandığı ve bulundukları toplumların geleceğine özgüvenle katkı sunduğu bir düzenin güçlendirilmesi olduğunu belirtti.
Öte yandan, Yılmaz, Forum kapsamında kabul edilmesi öngörülen Müslüman Diasporalar Deklarasyonu'nun, diasporaların haklarının korunmasından İslamofobiyle mücadeleye, kamu hizmetlerinden ekonomik ve toplumsal kapasitenin güçlendirilmesine kadar uzanan ortak hedeflere yol göstermesini temenni etti.





