Antalya

Ayaklarıyla hayata tutundu, eserleri sınırları aştı

5 yaşında geçirdiği kazada iki kolunu kaybeden Ressam Ayşe Işık, annesinin desteğiyle ayaklarını kullanmayı öğrendi. Ayak parmaklarının arasında tuttuğu fırçayla 24 yıldır resim yapan Işık'ın eserleri Almanya ve Fransa'da da sergilendi. Tekvandoda dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği bulunan Işık, 35'inci sergisini Antalya'da açtı.

Abone Ol

5 yaşında geçirdiği kazada iki kolunu kaybeden Ressam Ayşe Işık, annesinin desteğiyle ayaklarını kullanmayı öğrendi. Ayak parmaklarının arasında tuttuğu fırçayla 24 yıldır resim yapan Işık'ın eserleri Almanya ve Fransa'da da sergilendi. Tekvandoda dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği bulunan Işık, 35'inci sergisini Antalya'da açtı.

Beş yaşında geçirdiği kazada iki kolunu kaybeden Ressam Ayşe Işık, annesinin desteğiyle ayaklarını kullanmayı öğrendikten sonra hayata resimle tutundu. Ayak parmaklarının arasında tuttuğu fırçayla 24 yıldır doğanın renklerini tuvale aktaran Işık, bugüne kadar kişisel ve karma olmak üzere yaklaşık 35 sergiye katıldı. Çocuk yaşta iki kolunu bir tarım makinesine kaptıran Işık, kazanın ardından günlük ihtiyaçlarını ayaklarını kullanarak karşılamayı öğrendi. Kalem, çatal ve kaşık tutmayla başlayan süreçte birçok işini ayak parmaklarıyla yapabilir hâle gelen Işık, 19 yaşında resim eğitimi almaya karar verdi.

2002 yılından bu yana resim yapan Işık'ın eserleri Türkiye'nin yanı sıra Almanya ve Fransa'da da sanatseverlerle buluştu. Resim çalışmalarının yanında tekvandoya da yönelen Işık, dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği elde etti. Kendi yaşamını anlattığı bir kitap da kaleme alan Işık, üretkenliğiyle engelli bireylere örnek olmak istediğini söyledi.

İstanbul'da yaşayan, 5 yıldır evli ve 3 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Işık, Antalya merkezdeki ilk sergisini kentin tarihi simgelerinden Hadrian Kapısı'nın girişinde açtı. Üç gün boyunca açık kalacak sergide Işık'ın ayaklarıyla yaptığı resimler, 25 Ağustos Salı gününe kadar görülebilecek.

'Bunu annem sayesinde başardım'

Kazanın ardından ayaklarını kullanmayı annesinin desteğiyle öğrendiğini anlatan Işık, 'Ben 4,5-5 yaşlarındayken iki kolumu bir tarım makinesine kaptırdım. Daha sonra bir gün annem cenazeye gitmişti. Eve döndüğünde yemek yemediğimi ve bütün gün aç kaldığımı görünce ayaklarımı kullanmayı öğretmeye başladı. Kalem, çatal ve kaşık tutmayı öğrenirken zamanla birçok işimi ayak parmaklarımla yapabilir hâle geldim. Bunu annem sayesinde başardım' dedi.

Eğitim hayatına 7 yaşında başladığını belirten Işık, 'Lise ikinci sınıfa kadar Adıyaman'da eğitim gördüm. Daha sonra ailem, eğitimime devam edebilmem için İstanbul'a taşındı. İstanbul'a geldikten sonra, 19 yaşımda resim eğitimi almaya karar verdim. Çocukluğumdan beri resim yapmayı; boyalarla ve renklerle uğraşmayı, gezdiğim yerleri resmetmeyi çok seviyorum' diye konuştu.

Ayaklarıyla yaptığı eserler Almanya ve Fransa'da sergilendi

Resmin artık hayatının bir parçası olduğunu dile getiren Işık, '2002 yılından bu yana resimle uğraşıyorum. Resim artık benim hayatım oldu. Bugüne kadar kişisel ve karma olmak üzere yaklaşık 35 sergiye katıldım. Eserlerim Almanya ve Fransa'da da sergilendi. Ayaklarımla hayata tutundum. Kendi hayatımı anlattığım bir kitabım da bulunuyor' ifadelerini kullandı.

Antalya merkezde ilk kez sergi açtığını kaydeden Işık, 'Antalya'nın tarih kokan bir noktasında sergimin açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Birkaç yıldır Antalya'ya gelmemiştim. 'Hem tatil yaparım hem de üç günlük bir sergi açarım' diye düşündüm. Antalyalılar beni çok güzel karşıladı, kendilerine teşekkür ediyorum' dedi.

Tekvandoda dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği

Tekvandoya başlama sürecini de anlatan Işık, 'Ayaklarımı daha rahat kullanabilmem için bana destek olan bir tekvando antrenörümüz vardı. Onun sayesinde tekvandoya başladım; dünya ikinciliği ve Avrupa birinciliği elde ettim. İstanbul'da yaşıyorum. Beş yıldır evliyim ve 3 yaşında bir kızım var' diye konuştu.

Engelli bireylere ve ailelerine çağrıda bulunan Işık, sözlerini şöyle tamamladı: 'Engelli bireylerin üretken olmalarını, toplumun içinde yer almalarını ve neye ilgi duyuyorlarsa o alanda ilerlemelerini istiyorum. Ailelerin de engelli çocuklarını rahatlıkla dışarı çıkarmalarını ve toplumla buluşturmalarını arzu ediyorum. Bizler toplumun içinde yer aldıkça diğer insanlardan farklı olmadığımızın görülmesini istiyorum.'